Spiga
Makale etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Makale etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Serbest Porno Film İsim Uyarlamaları

Aziz Nesin ne demişti efendim, hatırlayalım bi "Previously on Lost" şeklinde: "Türkiye'nin yüzde 60'ı sinefildir". Havayı koklayan türden bi adamdı rahmetli. Bu oranı bakkal hesabına vurursak, 3 aşağı 5 yukarı, sokakta gördüğümüz her iki adamdan biri sinefil oluyor. Yani sinemaya karşı bi hassasiyeti var. Peki bir sinefilin özelliklerini yüzeysel bir şekilde sayarsak neler çıkar? Aşırı sinema sevgisi, kötü filmlere nefret, karmaşık senaryo aşkı, kült film arayışları, herkesin izleyemediği, bulamadığı daha derinlerdeki filmleri izlemek. Uydurmuyorum, sokağımızdaki insanların yüzde 50'si umursuyor bunu.

Mesela bu kültçü kesim asla ve asla pornonun konusuzunu izlemez. Konusuz dediklerimizde bildiğiniz üzre "Giriş, gelişme, sonuç" bölümlerinden ziyade yalnızca "Giriş" bölümü vardır. Sinema sektörünü sekteye uğratan, film mezarlığına çeviren bu yapımları takip eden yüzde 40'lık kitleyi yadırgayamayız ama. Bu insanların sinema aşkı, zayıf kalan olay hikayesi yapısı üzerine kuruludur. Milyon dolarların yatırıldığı, lakin senaryosu beş para etmez Hollywood aksiyonları gibi, çekimleriyle bi şekilde kotarırlar olayı. Bir de konulular vardır ki, işte sokağımızdaki yüzde 60'lık kesimi "Derin" hikaye yapısı itibariyle alır götürür.

Porno filmler bildiğiniz üzere kısıtlı bütçe ve kısıtlı eleman (Genelde 1 erkek 1 kadın veya 2 erkek 1 kadın) sayılarıyla çekilen, sadece "Konulu" olanları sanatsal filmlerdir. Lakin insanların aşırı ilgisine karşın, korsana gösterilen rağbet sebebiyle çok da gelir elde edemezler. Bu sebepten ötürü de Hollywood'daki filmlerde olduğu gibi yüzlerce kişilik senarist ekipleri çalıştırılamaz. Nasıl ki Goethe'nin Faust'u, Japonların yüzlerce filmi Hollywood tarafından alınıp defalarca uyarlandıysa, porno sektörünün de serbest uyarlamaya hakkı olduğunu düşünüyorum. Zaten bildiğiniz üzere, hikaye temellerini sabit tutsanız dahi, anlatım tarzını değiştirdiğinizde ortaya bambaşka tarzda filmler çıkabilir.

Her ne kadar Vivid gibi sektörün tekelleri bir şekilde senaryosunu üretebilse de, merdiven altı diye tabir edebileceğimiz bağımsız porno yönetmenlerinin gücü yetmez. Sinema tarihinde oldukça büyük izler bırakan filmleri seçerler ve yedinci sanat kılıfında bambaşka bir anlatıma bürürler. Zaten düşündüğünüz vakit Fight Club gibi çok geniş spektrumlu filmlerin senaryosunun ufak bir dokunuşla bile yepyeni seyirlikler yaratabileceğini farkedersiniz.

Kısık bütçeyle, özgün porno uyarlamaları tamamlandıktan sonra, sıra önceden belirlenmiş isime gelir. Ki bunlar genellikle kelime oyunlu isimlerdir. Yani serbest uyarlamaya tabi tuttuğunuz filmin adını bir şekilde hatırlatmalı ki, bu şekilde müdavimler aradıklarına daha kolay ulaşabilsin. Fight Club demiştik örneğin, bu filmi iki şekilde uyarlayabiliriz; Fag Club ya da Fuck Club. Bu durumda farkettiğiniz üzere isimlerden bir nevi cinsel tercihler farkedilebiliyor. E haliyle, 1 erkek ve 1 kadının oynadığı sanatsal bir filme Fag Club adını vermek garip kaçacaktır. Bu yüzden yazmadan önce başlığını atıp, ondan sonra başlığa göre yazanlar gibi düşünür bir porno yönetmeni. Fag Club filmine kuracağımız ortam gayet bellidir: Nonoşlardan kurulu bir Underground kulüpte, cinsel isteklerini tatmin edemeyen erkekler, eline geçeni tutar ve uzunca bi süre raylı sistemden geçirir. Filmimizi tamamlayıcı olarak bir adet can alıcı replik de gerekmektedir haliyle: "Bugün nonoş kulübündeki ilk günün, o zaman vuruşacaksın!" Tabi ki ben bir porno yönetmeni olsam, izleyici kitlemi sadece gaylerle sınırlandırıp, daha düşük gelire fit olmam. Büyüğüyle küçüğüyle herkesin izleyebileceği bir aile pornosu olmalı.

Uzun bir arayış sonunda siz sinefillerin arşivini tamamlatmak ve ufkunu genişletmek amacıyla porno türündeki serbest uyarlamaların en güzel ve en yaratıcı isimlilerini derledim ve kısa kısa da olsa kritiklerini yazdım. Özellikle günümüzde güzel senaryoların uyarlanmadığını düşünürsek bu konudaki açlığınıza ilaç gibi gelecektir.

Schneider's Lust (Schindler's List) : Ağır sanayide Almanlar tarafından bedavaya zorla çalıştırılan, hatta ismi bile zorla Alman ismi yapılan Yahudi terzi Schneider, günün birinde yanına yaklaşan bayan Alman subayı farkeder ve öldürülen yığınla Yahudi'nin acısını çıkarır. Bayan subay da gidişattan ötürü durumdan oldukça memnundur.

A Cockwork Orange (A Clockwork Orange) : Alex ve ona imam osurduğunda zıçan cemaat gibi bir bağlılıkla eşlik eden yanındaki 2-3 zibidi sokaklardaki masum insanlara korku salmaktadır. Bir gün pabuç pahalı gelir ve dev yarasa bir adam bunları 6 adet hemşirenin eline teslim eder. Pavlov'un şartlı reflekslendirme tedavisi sonucu mottoları savaşmaktan, sevişmeye kayan bu zibidiler film bitene kadar 6 hemşireyle bir etkileşime girerler.

Sex Files (X Files) : Yıl 2056. Dünya uzaylıların işgaline uğramıştır. Yalnız bu uzaylılar bizim bildiğimiz koca kafalı, geniş ve kısa gövdeli uzaylı tasvirine uzaktan yakından benzememektedir. Hatta hepsi, firesiz şuh kadınlar ve kaslı erkeklerdir. Dünyadan tek istedikleri de...

Shaving Private Ryan (Saving Private Ryan) : Aşırı kıldan muzdarip Er Ryan'ın çüksel bölgesi 1 saat içinde tıraşlanmazsa, kılların çektiği enerji sebebiyle hayatını kaybedecektir. İşte o an çadırdan içeri bir cesur Jenna Jameson kılıklı asker girer ve tıraşın akabinde olaylar gelişir.

Whore of the Rings (Lord of the Rings) : Silvia çoğu kadın gibi yüzük, mücevherat vb. düşkünüdür. Lakin bu kadının farkı, mevzubahis yüzük için yapmayacağı şey olmamasıdır. Evliliğin sembolü yüzük için evliliği ayakta tutan bütün ahlaki değerleri hiçe saçan Silvia'nın yüzüğe ulaşırken kendisini adeta bir fahişeye çeviren bu ibretli maceraya tanık oluyoruz.

V for Vagina (V for Vendetta) : İşte karşınızda tam anlamıyla düşük bütçeli bir B filmi klasiği. Rodriguez'in tabanca montajlı ayağından esinlenen yönetmenimiz, adeta kötülerin düşmanı, kurşun saçan, ölüm makinesi bir vajina yaratır. Yönetime tam anlamıyla el koydukları son sahnede çoğalan vajinalar meydanda vücutların temas etmesiyle farklı hislere kapılırlar ve olaylar gelişir.

Batman in Robin (Batman and Robin) : Seyircileri her anında hop oturtturup, hop kaldırtacak türden bir aksiyon. İzleyici kitlesinin yalnızca gayler olması sebebiyle düşük hasılat yapmasına rağmen kült olma potansiyeline sahiptir. Batman'in oğlanlara ve üstüne üstlük erkeklere karşı aşırı ilgisi vardır. Bir aksiyon anında Robin'in çatıdan düştüğünü görür. Düşmek üzereyken havada kapar ve sıkıca sarılır. O an Robin'in de kendinden büyükçe erkeklere ilgi duyduğunu farkeden Batman, atraksiyona girmekte çok da gecikmez.

I Know Who You Did Last Summer (I Know What You Did Last Summer) : Senaryo biraz daha kuvvetli ve yönetmenin çekim planları biraz daha derinlemesine ve kuvvetli olsa, klasikler arasına girebilecek türden bir film. Ama hikaye yapısı ve oyuncuların üstün performansları sebebiyle izlenebilir. Aslan kürekli Richard dünya çapında tanınan, itibar duyulan bir ailenin çocuğudur. Bir gün kimseciklerden habersiz 19'luk çıtır Angelina'ya tecavüz ettiğini sansa da, aslında onun bu montajına karşı şantaj yapacak bir gizli adam vardır. Aslan kürekli Richard'ımız işte o adamı bulana kadar çok canlar yakar çook.

How I Get Your Mother (How I Met Your Mother) : Hayatı günübirlik ve peşisıra gece ilişkilerinden ibaret olan Teddy Bear'ın bir gün bu ilişkilerden tiksinip tek eşliliğe geçeceğini söyleyeceğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Yaşlanmış Teddy Bear 2060 yılında arkadaşına annesiyle nasıl da şehvetli bir etkileşime girdiğini anlatır. Arkadaşı ise gayet olgunca karşılar, sadece tercihlerinden dolayı Teddy Bear hırpalanacaktır bu sefer.

Chitty Chitty Gang Bang (Chitty Chitty Bang Bang) : Yeryüzünden insan düdükleme rutininden sıkılmış olan Johnny, bir gün arabasının uçtuğunu farkeder ve bunu farkettiği an yaptığı ilk şey, arabanın içine 2-3 hatun doldurup İstanbul Boğazı semalarında fantezi yapmak olmuştur. Bir süre sonra bundan da sıkılan Johnny'nin dramına tanık oluruz filmin 2. yarısında.

Edward Penishands (Edward Scissorhands) : Gerizekalı ve gay bir bilim adamı tarafından kendini tamin etme amaçlı üretilmiş bu ucube, bir gün makyaj malzemesi satıcısı bir kadın tarafından bulunur. İlk başta ellerinin sadece penis olmasından korkan kadın, bu adamın mahalledeki azgın kadınları frenleyeceğini ve paraları cukka yapacağını düşündüğü için mahallesine götürür. Bu konuda gerçekten de maharetlidir Edward. Film boyunca maharetlerini izler dururuz.

Bang of Brothers (Band of Brothers) : "İnsan insanı sker mi?" sorusuna imgesel irdelemeler yapan bir klasik. Lakin bu soruyu "Kardeş kardeşi sker mi?" sorusu üzerinden yöneltiyorlar. Epey acı verici bir durumdur ki, metaforik anlamda tüm bunlara tanık oluyoruz. İzlerken gözyaşlarınız sel olacak.

Meet the Fuckers (Meet the Fockers) : Tam anlamıyla bir "Anasını sen al, kızını da ben" filmi. Tabi durumun daha ileriye taşındığını söylesem pek de şaşıracağınızı sanmıyorum. İki köklü aile, geliniyle, kaynanasıyla aynı evde birbirlerini severler de severler.

Fantastic Whores (Fantastic Four) : Cinsel açıdan özel güçlerle donatılmış 4 adet mutant adeta 900'lü hatlar gibi kendilerini şehrin cinsel tatminsizliğini çözmeye adamışlardır. Nerede bir tatminsizlik mevcutsa orada biterler. Diğer 3 adam normal tatminsizlik durumunda gitse de, "Kaya Adam" yalnızca Rolling Stones gibi "I Can't Get No Satisfaction" diye haykıranların göz bebeğidir. Tatmin olmuş bir şehir düşünün, kimse kimseyi eften püften sebeplerden bıçaklamıyor. En iyi suçla savaşma yöntemi bu olurdu sanırım.

White Man Can't Hump (White Man Can't Jump) : Tam anlamıyla bir azim öyküsü. Beyaz destekçisi, hafiften ırkçı yönetmenin cinsellikte zenci hegemonyasını kırmak üzere yaptığı bir film. Arkadaşı zenci Johnson'ın tuttuğunu devirmesinden ötürü hep bi eziklik hisseden, tatminkar olamayan beyaz Tom, bir gün kondüsyon çalışmalarına başlar ve "Johnson birse ben iki götürüyorum uleeen!" durumuna getirir olayı.

Lust Tango in Paris (Last Tango in Paris) : Öyle filmler vardır ki, esinlendiği filmden bile daha iyi iş çıkarır. İşte bu film de onlardan. Orjinalindeki cinselliğin dozunu ve kullanım şeklini beğenmeyen usta yönetmen Van Damage, "Şehvet öyle değil, böyle olur der" ve kahramanlarımız film boyunca cinselliği irdelemek adına birbirlerini irdelerler kutu gibi bi odada. Adeta tavşanlar gibi durmaksızın irdelerler.

Tits a Wonderful Life (It's a Wonderful Life) : Tek amacı bulunduğu kasabadan uzaklaşıp, sadece dünyayı keşfetmek olan Corc, kardeşinin zoruyla gittiği baloda bir bayanla ilk temaslarını yaşar ve adeta bağımlılık yaratır. Kendini sürekli birilerine yumulurken bulan Corc, bir gün kasabada hiç yumulacak bir kadın bulmadığını farkedince intihar etmeye kalkar. Sonra ilahi müdahaleyle birlikte sokağa çıktığında, aslında her kadınla bir kere yapmaması gerektiğini farkeder.

From Lust Till Dawn (From Dust Till Dawn) : Zombie slasher türünün, pornodaki teen slashera uyarlanmış hali. Girdiği bir gece kulübünde bir kadının ayağından şarap içtiği an azgınlığını körükleyemeyen Tarantor o azgınlıkla birlikte tüm gece kulübündekilerin üstünden gelebileceğini söyler. Yalnız Tarantor'un tadına bir bakan bi daha istemektedir. Bu sebepten ötürü Tarator işini gördüklerini, bir daha istemesin diye öldürür ve iflahı kesilse de hepsinin icabına bakar. Ortalık da bayağı leş kokmuştur hani.

Bir sinefil için tabi ki izleyeceği filmler hiçbir zaman bitmez. Ama diğer filmlere geçmeden önce ilk olarak bu klasikleri izlemenizi, daha sonra da daha spesifik zevklere hitap eden Blair Bitch Project, Nirvanal, Reservoir Cocks, Black Hawk Up, Pump Friction, The Empire Stikes From the Back, The Italian Blowjob, Breakfast on Tiffany, The Sexorcist, Cream Theater, One Blew Over the Cuckoo's Breast, Fun With Jane's Dick, Lock Cock and Two Smoking Bimbos ve 2001 : Big Bust Odyysey isimli filmleri izlemenizi öneririm. Zaten siz o filmleri izleyip filmografinizi geliştirene kadar ben bu filmler hakkında da topluca bir kritik yapmayı düşünüyorum. Unutmayın, filmler bilinçsiz izlendiği zaman katkısından çok zararı dokunur.

Yazı bittiğinde "Joe Satriani - Andalusia" çalıyordu.
Devamını oku >>

Osurma - Yellenme Çeşitleri

Şu klimanın başında ferah ferah osurduğumda kokusu yok olan, güzelim Pazar gününde düşündüm, herhalde insanlığın başından beri tatbik edilen ve en az evrime uğrayan şeylerden biri osuruk. Tabi ki sesi ve tipi değişmemiş midir? Değişmiştir. Eski tarihlerde canlının yediği besine göre şekillenen bağırsak yapısı, osuruğun da çıktığı yolların engebesini, aerodinamisini değiştirdiğinden osuruk da değişir tabi. Ama insanoğlunun, mağara adamının en çok ısındığı hareketlerden biri olduğuna eminim. Küçüğü büyüğü, kadını erkeği, bütün canlılar yellenirken aşırı derecede zevk almıştır. Ama benim tahminime göre kendi gölgesinden korkan bu mağara adamları ilk osuruklarda zevk almasına rağmen, hafif korkuya kapılmış olabilirler. Zira öyle bir teknolojiyle ve literatürle osura osura bir insanın bir süre sonra içindeki bütün havayı boşaltıp, ölebileceğini düşünmüş olabilirler.

Günümüze geldiğimizde hala değişen pek bişey yok. İlkelliğini aynı şekilde korumakta bu güzel hareket. İnsanlar yaptığında yine aşırı derecede rahatlıyor. Belki aşırı derecede homini gırtlak götürülen akşam yemeğinin akabinde, belki de vücudun fizyolojisi bozulduğunda bağırsaklardan gelen hareketlilikte. Lakin günümüzde bazı ortamlarda ve bazı insanların arasında tabulaşmış bir harekettir. Her ne kadar bu işin zangırdatma tekniği evin büyüklerinden öğrenilse de, küçük çocuk büyüdüğünde ebeveynlerin yanında osurmaz, osuramaz. Geleneksel aile yapımızın gerekliliğidir bu. Ama akrabalar arasında gece vakitlerinde yer yer osuruk yarışlarına şahit olabilirsiniz. Aşık atışması şeklinde, iki kişi sırayla osurur. Yanlarında sayaç mahiyetinde 1 ya da 2 kişi de bunları sayar. En fazlasını çeken onurunu kazanmıştır. İşte görüldüğü üzere isterseniz Asimo'yu icat edecek kadar zeki bi adam olun, ama bu denli ilkel bişeye de kayıtsız kalamazsınız.

İlişkilerde de son derece önemlidir. Bir gence sorduğunuzda "Omzumu yaslayabileceğim biri olsun yeter" tarzı cevap alırsınız. Tabi ki bu buzdağının görünen kısmı. Alt kısmı da hesaba kattığımızda ortaya "Omzumu rahatça yaslarken, yanında rahatça zangır zangır osuracağım bir kişi" şeklinde sevgili tanımı çıkar. Bu iki kişi ilişkisinin gidişatı açısından çok önemlidir. Hatun kişinin rahatça osurması tercih sebebidir. Lakin o özellik bulunmamışsa, birkaç buluşmada hatunun vereceği tepki üzerine yoklama çekilir. Her buluşmada osuruğun ses tonu - bası kalınlaştırılır. Bu şekilde kız bu durumu yadırgamıyorsa dünyada ondan güzeli yoktur. Görüldüğü üzere eş seçimlerinde dahi hala ilkel iç güdülerimiz korunmaktadır.

İnsanların rahatlama ve kendini ifade etme biçimi olarak da tanımlayabileceğimiz yellenme eylemini, aklımda kaldığı kadarıyla birkaç maddede sunmak istedim. Zira bu hareketlerde süreklilik ve çeşitlilik de çok önemlidir. Bir şehire gitmenin pek çok yolu vardır, engebeli, kolay, çiçeklerle dolu. İşte osurma anında uyguladığımız gidiş yolu da tıpkı bu yollara benzer.

1-) Sesli Osuruklar: Yarışların, uzayıp bitmeyen gece muhabbetlerinin, kısacası samimiyetin osuruğudur. Kafalar 1500'e vurduğunda çıkan borazanın sesi bile farkedilmez olur, hatta belli bi vakitten sonra osurmayanın dövüldüğü görülmüştür.

a-) Sesli - Kokusuz: "Burnumda kekremsi bi koku kalacağına, 1 saniyelik ses duyarım daha iyi" diyenlerin vazgeçilmezidir. Ülkemizin yaklaşık olarak yüzde 80'inin sempatisini kazanmıştır. İnsanlar birbirine karşı sevgi ve saygı içindeyse genelde old school diye rahatlıkla tabir edebileceğimiz bu yöntemden vazgeçmezler. İnsanı sürekli bu tipe alıştırmak çok kötüdür. Çünkü uzun vakitten sonra pıslattığınızda aldattığınızı düşünüp sizi terkederler. Anlayacağınız üzere bu tip berbere gidip "Her zamankinden olsun hacı" diyenlerindir. Can yakmaz.

b-) Sesli - Kokulu: Şahsımın da üzerine ihtisas yaptığı, tam anlamıyla evlere şenlik bir rahatlama biçimidir. "İçinde ne varsa dök be abi, rahatla." diyenleri pişman ettirir. Kapı, pencere açtırır. Hem arabaların alarmlarını harekete geçirir, hem de sokaktaki kediler, köpekler olmak üzere bütün canlıları telef eder. Bir polis "Neye benziyordu yavrum?" diye sorduğunda, çürümüş yumurta biçimi seçilir genelde. Ne kadar samimi olursanız olun, nerede olursanız olun, o bulunduğunuz ortama bir daha alınmamanız yüksek olasılık ihtiva etmektedir.

c-) Miles Davis Tipi: İşte kulağa en ahenkli, en dolu dolu gelen hareket budur. Harbiden de çok güzel herekettir. Osurana "Allah'ına kurban!" dedirttirir acayip bi istekle. Tıpkı bir trompet kullanımına benzer. Kıç deliğini belli noktalarda kastırıp, belli noktalarda açmak gerekir, osuruk bitene kadar sürekli devam ettirilir ve mükemmel bir Miles Davis solosu kadar kaliteli bir eser çıkar ortaya.

d-) İsim telaffuzlu: Bu adamlar kıçını konuşturmakla nam salmışlardır. Hemen hemen bütün insanlara kıçlarıyla hitap ederler. Çoğu zaman sokakta dalgasını avuçlayarak dolaşan insanın kullandığı Türkçe'den daha da anlaşılırdır. En yaygın kullanım kalın ses tonunda "Apturrahman", ince ses tonunda "Yusuf"tur.

e-) Rekor denemeli: İşte bu olay yıllarca yaşanan tecrübelerin akabinde yapılabilir ancak. Gaz geldiği anda kişi kendini heyecan yapmadan ayağa kaldırır. İki elini kütürdetir ve k.ç deliğini bir aç, bir kapa şeklinde devinimlere tabi tutarak osuruk serisine başlar. 20 - 30, gittiği yere kadar gider, bir o kadar da acıtır k.çınızı. Antrenmansız kesinlikle denenmemelidir. Yapmayı düşünen gençler 2, 3, 5 şeklinde yavaştan yavaştan arttırarak gitmelidir.

2-) Sessiz osuruklar: Nükleer savaşlar gibi sinsice, aniden sızar aranıza. Patladıktan sonra yapacak hiçbir şey kalmaz ne yazık ki. Optimist bir kişi olarak pozitif olarak elle tutulabilir hiçbir yanını bulamazsınız. Karı - koca arasındaki tutkuyu bitirir, lakin hiç kimsenin birbirini tanımadığı kalabalık ortamların vazgeçilmezidir.

a-) Sessiz - kokusuz: Literatürde böyle osuran birine henüz ulaşılamadı. Varsa bizzat g.tünü öpecem. Suya sabuna dokunmadan, ne de güzel olurdu. Tabi ben öyle osurmak istemem, sadece karşı tarafın değil de, sadece kendimin ortalığı kokutmasını isterim.

b-) Sessiz - kokulu: Akraba ziyaretlerinde ve evlere servis misafir ziyaretlerinde tam anlamıyla işkencedir. Ani bir baskın anında insanın ne yapacağını bilemediği, alnından soğuk terler boşaldığı, teyzenin muhabbete esir etmesi sebebiyle bulunulan yerden kalkılamamasıyla ortaya çıkar genelde. 2 adet yumurta tepkimeyi hızlandırmıştır. O anda insanın yardımına yetişebilecek tek şey, koltuğun kaplamasını oluşturan, gözle görülemeyecek hava boşluğudur. Kıç iyice koltukla bütünleştirilerek taksit taksit osurulur içine. Kalkan görevi gören koltuk kokuyu 95% oranında azaltır.

c-) Disko - bar osuruğu: İçkilerin, özellikle osurtucu etkisi İsveçli bilim adamları tarafından kanıtlanmış biraların su gibi akıp gittiği bu ortamlarda dans pistinde kimsenin kimseyi tanımamasının ve içkinin verdiği bir rahatlık vardır. Bu yüzden sessizce kokulu bir şekilde kim salarsa salsın, sonsuza değin kimden geldiği farkedilemeyecektir. (bkz. Diskoda osurulan, diskoda kalır)

d-) Açık hava osuruğu: Osuruklar arasında, ikincil kişileri göz önünde bulundurarak baktığımızda, en zararsızlardan biridir. Şayet yanınızdaki adamın k.çının dibinde yürüyen bi yerden bitme değilseniz, kokudan etkilenme olasılığınız yüzde 0'dır. Sıcak gaz olduğu için doğrudan atmosfere doğru yükselir, kaybolur. Bu sebepten insanlar her hafta biriktirdikleri gazları atmak sebebiyle alışveriş bahanesiyle sokaklara, deniz kenarlarına yönelirler. Efil efil de osururlar. (bkz. Evini kokutmak istemeyenlerin osuruğu)

3-) Osururken altına s.çanlar: Özellikle kardeşimin genelde ishal zamanlarında yaparken tatbik ettiği türdür. 2 saatlik bir Cem Yılmaz gösterisi, ufacık bir anın içine sığdırılmış gibidir, o denli yüksek bir kahkaha etkisi yapar. Böyle bir ana denk gelenlerin cennetlik olduğu söylenir.

a-) İshalken osurmaya çalışıp altına s.çanlar: Analarımız babalarımız yıllarca öğütlemişlerdir bizlere: "Çocuğum ıslak mermere oturma", "Çocuğum banyodan çıkınca ıslak ıslak klima altına girme", "Çocuğum terledikten sonra soğuk su içme", "Çocuğum o kadar baklavayı götürdükten sonra üzerine su içme" diye. Tabi biz eşşek sıpaları dinler miyiz? Dinlemeyiz. Tam bir gaz gelmesi anında 1-e maddesine yönelmememizle birlikte sessizliğin içinde tiz bir ses duymamız, işlerin yolunda gitmediğiniz bir göstergesidir adeta. Evet Cafer s.çmıştır, altına bez getirdir. Hemi de sulu sulu s.çmıştır.

b-) Kabızken osuracam diye g.tten pörtletenler: Bu anı tecrübe edenler her ne kadar durumu çaktırmasa da, hafiften huzursuz davranışlarıyla ve " Otursana abi" dediğinizde koltuğa otumamalarıyla kendilerini ele verirler. Bolcana silme göbek yenilmiş bir akşam yemeğinin akabinde, Playstation 3'e dalmışken s.çmayı unutan kurbanımız, osuruğu geldiğinde ayağa kalkar, yine 1-e isimli en çok kullanılan maddemize yönelir ve o anda biz farketmesek de elmanın içinden fırlayan kurtçuk gibi ucundan pörtler b.k. O şekilde kalır, yarısı içeride, yarısı dışarıda. Bunu farketmek çok da zor değildir, çok kısa süreli bir tıslama gelir ve b.kun yarısı dışarıda kaldığı için normal sessiz osuruğa göre çok daha öldürücü bir koku yayar.

Evet sevgili okurlar, aklıma geldiği kadarıyla en bilinen maddeler bunlar. Hepsi farklı bir heyecan, hepsi farklı bir tepkime koysa da sonuç ve tatbik amacı aynıdır: "İçimde kanser olacağına, k.çımda konser olsun." İşte bu yüzden milyonlarca yıllar geçmesine rağmen, yaşanan binlerce çeşit osuruk travmalarına rağmen, osurmak hala insanların birincil zevk alma ve ferahlama yöntemlerinin başında gelir. Yazdığım bu makale sayesinde umarım içinizde zortlatma isteği azalmış, hayat ışığı sönmüş bir kaç arkadaşı kendine getirebilmişimdir. Hadi o zaman hep beraber, daha güzel bir dünya için, dostluk için, barış için... ZOOOOOOOOOOOOORRRRRT ! (O "T" kısmı çok keskin bir bitişi sembol eder, o yüzden her daim tek harf olarak kullanılır.)

Yazı bittiğinde "Molly Hatchet - Let the Good Times Roll" çalıyordu.

Devamını oku >>

İsmi Çirkin Olan Güzel Midir?

İnsanları hep avuta avuta büyüttüler."Allah bi yerden alır,başka bi yere verir.","Üzülme lan sana kız mı yok?","Ölenle olana bişey yapılmaz." gibi.Tabi bunları insan günlük yaşamında duya duya artık kendisi de başka insanları bu sözlerle kobay mahiyetinde kullanıyor.Gerçi bazen inanmıyor değilim bu sözlere.Özellikle bi yerimizin eksikliğini başka yerimizin fazlalığının doldurması kısmına.

Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama ben çetelesini tutarım.Günlük hayatta ne kadar ismi osuruktan kız gördüysem,hepsi güzel çıkmıştır.Yani kızın tipini görmeyeyim ama isminin osuruktan olduğunu bileyim,bu benim sulanmam için yeterli bi sebeptir.1 değil,2 değil,3 boyutlu hayatımda hep böyle bu.Gerçi İzmir'de zaten her 5 kızdan 4'ü neredeyse güzel.Yani bu yüzden teorimin yanlış olabiliritesi yüksek bi ihtimal.Başka yerlerde hem çirkin,hem ismi b.ktan hem de çenesi düşük kızlar kolla geziyor olabilir.Bu yüzden kaşar mekanı Facebook'ta ufak bir Türkiye geneli araştırma yapmak istedim.Kız isim sözlüğünden bulduğum -kendime göre- birkaç iğrenç isim üzerinde araştırma yaptım.Sonuçlar korktuğum üzere benim teorimi yerle yeksan eder durumdaydı.Oynatalım Uğur'cuğum :

Dilşad : Seri başı oynayan isim,Şebnem Dilşad Özyalçın fena değil gibi gözüküyor.Ama görüldüğü üzere bu şahsın kurtarıcı olarak bir adet de güzel ismi var.Onun haricindeki isimler genelde ortalama ve vasattan ibaret.
Döndü : Bu isimden aslında çok beklentim vardı.Böyle rezil,kepaze edici,sahibini travesti pozisyonuna sokan bi isme Tanrı'nın daha adaletli davranması gerekirdi.
Edibe : Hep yaşlılar dolu.Bu da Edibe popülasyonunun azaldığının bir göstergesi.Anlaşılan artık aileler bu ismi koymuyor.
Fadik : Güzel olma potansiyeline sahip birkaç Fadik gördüm ama profilleri sınırlıydı.
Habibe : Habibe olarak yer yer güzel ciltler mevcut.Habibe Güven'i orta şekerli olarak koyuyorum.
Mesude : Çok tatsız tuzsuz geldi bana.
Okşan : Okşan Koç var bi tane ama profili sınırlı.Onun haricinde isminin Okşan olmasına hürmeten çok şuh durmaya çalışanlar da olmuş.Olmamış değil.
Tayyibe : Beklediğiniz üzere türban takanlar ağırlıklı bi topluluk,orta şekerli bi iki tane var ama beğendiğim çıkmadı.
Zühre : Polisten uzak dursunlar,tipsizlikten 10 yıl hapis yatarlar.
Vedia : Vedia Nihal Koyuncu hoş gözüküyor vallahi.Sadece bu fotoya özgü bişey de olabilir,bilemem,kimse bilemez.

Görüldüğü üzere Türkiye genelinde durum hem isim,hem tip olarak şanssızlardan ibaret.Bu iş böyle gitmez,kızların talihi 2 kat kapanıyor.Bi yığın iş gücü boşta.Her eve 3 çocuk gerek.Bu kadınlar kimle evlenip de çoluğa çocuğa karışacak diye sormazlar mı?Bence bi yasayla bu açığın kapatılması gerekir.Nüfus Müdürlüğüne çocuğuna ad koymaya gelenlerin çocuklarına bi uzman bakacak,şayet güzelse ailesinin çirkin isim koymasına izin verecek,ama çirkinse namümkün.Denge madem doğal yolla sağlanamıyor,biz de yapay yolla sağlayalım değil mi ama?

Bi de hem ismi hem kendi güzel hatunlar vardır ki,onların yanına yaklaşılmaz zaten.Çok uç noktalarda yaşarlar.Ya çok zekidirler,ya da tiki popülasyonu olarak tabir edeceğimiz salaklar tarikatına dahildirler.Zeki olanlar süründürürken,salak olanlar da motor kıvamında olduğu için elde avuçta durmaz,boş zamanlarında cep telefonlarıyla ayna önünde dudaklarını şişirerek fotolarını çekerler.Allah onlara da bana da akıl fikir ihsan eylesin.

Yazı bittiğinde "iRonica - Fear for Lust" çalıyordu.

Devamını oku >>

Pornonun Mucidi : Edgar Porn

Geçenlerde çok garip bi tartışmaya denk geldim.Porno izliyordum,hani garipsenecek bişey değil arasıra çoğu kişi bakıyodur muhtemelen,fazlası da sapkınlıktır her daim.Her neyse her porno malum bir sonla biter bilirsiniz.Nasıl olsa anladınız,pornonun son kısmını daha fazla açmama gerek yok.Gerçi daha dallı budaklı bazı alt türlerinde kadınları öldürüyorlar ama benim bahsettiğim o değil.

Efenim sevişmenin sonunda adam malum nokta vuruşunu yaptı,ama hatun (Briana Banks) önceden göğüslerime demiş.Adam o coşkunlukla mıdır nedir,kadının suratına bırakıverdi.Öyle olunca da bizim profesyonel bayan pornocumuz epey sinirlendi."Sen napıyorsun Allah'ın hıyarı,sana göğüslerime demedim mi?" diye fırça attı.Adam da suçu rejiye attı."Bana yönetmen öyle dedi,ben napabilirim?" diye pası yönetmene gönderdi.Sonra böyle üçlü bir kapışma büyüdü gitti.Yok o oraya dedi,bu buraya dedi.Hani yaptıkları işin zaten ne kadar düşük bir iş olduğunun farkında değiller gibi.Yüze ya da göğüse yapılmasının bir farkı varmış gibi.Harbiden bana çok komik geldi,gülmekten yarıldım.

Bi de hata diye bahsedince aklıma bundan 1 sene önce gibi izlediğim bi video geldi.Bu tabi daha komikti,forwardlana forwardlana dolaşan türden bişey.Yine erkekle kadın coşmuş durumda,işin finaline doğru gidiyorlar.Adam yine nokta atışını yapacak.Ama nasıl yapıyosa,ediyosa hedefi kaydırıyor,yakın plandan çekmeye çalışan gariban kameramanın üstüne boşaltıyor mermileri.Kameraman da sinirli sinirli bi mendil istiyor ordan.Her mesleğin iş kazalarının ciddiyetleri farklı tabi,elden bişey gelmez.

Konuyu porno diye açınca hepsini tek bi başlıkta toplayayım dedim,malum hassas konu.Herkesin hoşuna gitmeyebilir.Hoşuna gitmeyenleri de sonuna kadar haklı görürüm.Her neyse asıl konumuz ilk pornocu kişilikti.Bu yazıyı da yaptığı mesleğin gereğine uygun olarak düşük bir ahlak seviyesi ile yazmayı tercih ettim.Çünkü öbür türlü baktığım zaman hiç komik ve ilgi çekici olmuyor.İlgi çekici olmayan "Censored" versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.Bir onu okuyup,bir de bunu okuduktan sonra bana hak vereceğinizi umuyorum.

Pornoculuğa ilk imzayı (yoksa nokta atışını mı deseydim) ünlü ingiliz şairden adını alan Edgar Porn atmıştır.1931'de ilk sinevizyonda bir fahişeyle s.kişini çeken Porn,2 yıl sonra 11 yaşındaki kuzenine tecavüz edince babası tarafından s.ki kesilmiştir.Babası hata yapmasaydı Edgar Porn porno tarihine altın harflerle yazılacaktı belki de.Babası sıkı bir katolikken,annesi fahişeymiş ve ilk annesi ile s.kişmiştir.Daha sonra Edgar Porn'un hayatındaki acıları gören diğer kafadan kontak insanlar bunu bir sektör haline getirmeye karar vermişlerdir.Porno özellikle internetin patlama yaptığı 1990'larda altın çağını yaşamıştır.Edgar Porn'un babası her ne kadar onun film bantlarını yok etmeye kalksa da,Edgar kopyaları çoğaltıp,Avrupa'ya göndermiştir.Bu sayede torrent sitelerinde kısa bir arama sonucunda Edgar Porn'un filmlerine ulaşabiliriz.Edgar Porn,Türk sinemasında da çok büyük etkiler yaratmıştır.Sinemada seks furyasının döndüğü yıllarda Tokmak Nuri gibi bir karakter kazandırmıştır bize.Porno sektörünün parlayan yıldızı Şahin K.'dan bahsetmiyorum bile.Her sene 31 Mart gününde pornocular grup yaparak Edgar Porn'un ölümünü ve sektöre getirilerini anmaktadırlar.

Yazı bittiğinde "Senses Fail - Institutionalized" çalıyordu.Ayrıca bu yazıyı 5posta'ya ithaf ediyorum.Son olarak da fikir olarak bana büyük katkısı olan Respekto'yu öpüyorum.

Devamını oku >>

Milli el kol hareketleri

Gerek prehistorik devirdeki kıllı börtlü adamlar olsun,gerekse günümüzdeki kıllı börtlü adamlar olsun,her daim evrim geçirdiğimizden,değiştiğimizden bahsedilir.Görünüm olarak maymundan az biraz farklılaşmışız,bunun dışında başka ne fark var ki?Eskiden de hareketlerle anlaşılırdı,şimdi de.Hatta bu kullandığımız milli hareketler o kadar özel ki,zamanında da bu hareketlerin kullanıldığına şüphem yok.

Dilimizin zenginliği kadar vücut dili de zengin bir toplumuz Allah'a şükür.Elin Amerikalısı bi orta parmak sallar,artık o da çoluğun çocuğun eline sakız olmuş hareket.Küfür desen bi f.ck var bi de b.tch var.Ama bizde öyle mi efendim?Bir uydu anteni ve bir adet makatı birleştirerek bile güzel bir argo kullanırız.

Ama dilimizin zenginliğine rağmen kelimelerin bile kifayetsiz kaldığı zamanlar olur.İşte o an o mucizevi elleri çıkarırız,özel pozisyonuna getiririz ve karşı tarafa gereken mesajı aktarırız.Bu el hareketleri özellikle kültürsüz insanların kurtarıcısı olmakla birlikte,entellektüel kesim tarafından da çok sevilmektedir.Türk insanını birleştiren yegane olaydır bunlar.Bazı insanlar çocuklarını bu hareketlerden,kültürümüzün bu yegane parçalarından uzak tutmaya çalışır,ama bu hareketler kültürümüze kaynamıştır,çocuğunuzu ne kadar uzak tutarsanız tutun genimizde var bu hareketler.

Tabi bu hareketlerin her zaman kabul edildiğini de söyleyemeyiz,bazen bir kavganın çıkması için gerekli eşik enerjisini oluşturmaktadır.Anlayacağınız,kalem kılıçtan keskindir.Bir "nah" hareketi ise hepsinden keskindir.Size bugün milli el ve kol hareketlerimizi sınıflandırılmış bir şekilde sunmak istiyorum.kalemlerinizi kağıtlarınızı hazırlayın.Tariflerimizin hiçbiri zor değil,hepsi bardakla,kaşıkla :

1- Al al hareketi : Yumruğu havaya kaldırarak muhataba karşı birkaç kez dirsekten sallamak.Erkek cinsel organını sembolize ediyor.

2- Milli hareket : yumruk ve kolu öbür elin yumruğu içinden hızla çıkartmak.Yumruğu hızla çıkardıktan sonra baş parmağı işaret parmak ile orta parmak arasına sokarak eli bilekten sallamak şeklinde olanı erkek cinsel organının başı anlamında kullanılıyor.İkinci versiyon olarak bilinen türünde ise hareket yine aynı biçimde gerçekleştiriliyor ve sallama hareketi kol tutarak yapılıyor.Bu da cinsel organın bütününü sembolize ediyor.

3- Resim çekme hareketi : Baş parmağı işaret parmak ile orta parmak arasına sokarak hafifçe sallamak.Bu hareket klitoris sembolü olarak yapılıyor.

4- Oh oh hareketi : Yumrukları birbirine vurup oh çekmek.Daha çok nispet vermek için yapılan bir hareket.

5- Yumruklu oh hareketi : Yumruğa avuç vurup oh çekmek.Yumruk burada bir kıç sembolü oluyor.

6- Bu da sana yeter hareketi : Yumruğunu göbeğe koyup kalça kıvırmak.

7- Amerikan ç.kü : Orta parmağı dimdik uzatmak,öteki parmakları avuç içinde bükerek eli dıştan rakibe göstermek.parmak erkek cinsel organını sembolize ediyor.

8- Küçük ç.kün kardeşleri : Herhangi bir parmağı göstererek sallamak.Parmaklar erkek cinsel organını sembolize ediyor.

9- S.çıp sıvama hareketi : Bir eli öteki eli yumruk yapıp üzerinde sıvar gibi gezdirerek aniden üzerine vurmak.Yumruk burada k.ç sembolü oluyor.

10- Top hareketi : Baş parmak ile işaret parmağını birleştirerek halka haline getirmek.Bu sembol k.ç anlamına gelmekte.Eşcinsel ilişkiyi sembolize ediyor.
Devamını oku >>