Spiga
İnternet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
İnternet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Resimli HTML'li Mail Gönderme

Spamciler,reklamcılar,idealist illegalist denyolar,yaklaşın yamacıma.Ne lan bu böyle?Spam kutusunun ağzına kadar tıkamışsınız maaşallah.Nefes alacak yer kalmamış.Sizin çöplüğünüz yüzünden spam kutusuna bakmaya da tırsıyorum içinden yılan falan fırlayacak diye.Gönül isterdi ki sizi kahveden arkadaşları toplayıp dövmek için çağırmış olaydım.Lakin bu seferlik sizi affedip,resimli,htmlli reklam mailleri yapmayı anlatacağım.Artık siz de sağdan soldan topladığınız mail listlerine "Get a Huge Cock" şeklinde mail atıp,boy boy örneklerinizi gelişim tablosu içinde sergileyebilirsiniz.Her zaman didiğim gibi,bizde tarifler bardakla kaşıkla.İllegaliteye gönül vermiş her insanın kolayca bulabileceği malzemelerden ötesini vermem bilirsiniz.Benim gösterip vermeyenlerden olduğumu düşünenler,biraz sonra yanılgınızı kıracağım.Malzemelere geçelim.

  • Spam mailinizi hazırlamak için 1 adet resim düzenleme yazılımı (Photoshop,ACD See,AC/DC,Pink Floyd,Allah ne verdiyse.İhtiyacınıza göre siz kesip biçeceksiniz resimleri.)
  • Sadece tek parça resmin muhtelif yerlerinden istediğiniz sayfalara link vermek için 1 adet Coffeecup Image Mapper
  • Mailimizi gönderip,insanlara rahatsız edici reklamlarımızı yapmak için bir adet Outlook Express (Bu yüzden Windows XP gerekiyor.Diğer mail istemcilerinde de gönderebilirsiniz,fakat karşı tarafa mail gittiğinde "Güvenlik sebebiyle resim kısıtlandı.Açmak istiyor musunuz?" diyecektir.Takdir edersiniz ki,bir spam mail yapabileceğini 4 saniye içinde yapmalıdır.Tut ki yapamadı,o zaman çöp kutusunu boylar.)
  • Kaşık ucu kadar margarin
  • 2 yumurta
  • 1 sucuk

İlk önce çarpıcı bir resim hazırlamanız gerekiyor.Koltuk satıyorsanız üstüne güzel bi hatun koyun mesela,zeytin satıyorsanız hatunun gobeene bi zeytin koyun,şarap satıyorsanız hatunun gobeenden şarap için.Bu tür şeyler cinsel açlık içinde olan Vakit Gazetesi yazarları tadında insanları kıvama getirecektir.Reklam için 600x1400 piksel resim tam kıvamındadır.

Resimi hazırladıysanız kendi şahsınıza tahsis ettiğiniz 1 milyon dolarlık BMW kalitesindeki hostun içine atın ve linki aklınızda tutun.Sonra bakarım demeyin,ben denedim öyle yapınca işin büyüsü kaçıyor.Linki zihinden girince insan kendini hacker gibi hissediyor.Akabinde Coffeecup Image Mapper isimli güzide programımıza yumulmanın vakti geldi.Programı açın ve resminizi yükleyin.Her ürününüzün ayrı ayrı sayfası vardır mesela,yani her e-ticaret sisteminde öyledir.Ürünlerinizin linkini toplayıp,dairesel,karesel,üçgensel,yamuksal bölge şeklinde tek resmin üstüne yerleştirebilirsiniz.Böylece Frontpage gibi bir html düzenleyicinin mail içinde yaratacağı sorun ve karmaşıklıktan kurtulup pratik bi iş yapmış olursunuz.Yaptığınız zamazingoyu kaydedince program size link verecek.Aha o Outlook Express'te kullanacağımız final HTML'miz.

Sucukları tezgahta ince ince dilimleyin.Bir dilimin içinden baktığınızda karşı tarafı görebiliyor olmanız gerek.Olmadıysa,o sucuğu çöpe atın ve dediğim kıvamı tutturana kadar tekrar tekrar kesin.Hah,oldu bu sefer.Ocağı açın.Margarini içine attıktan sonra sucukları da sallayın gitsin.

Şimdi de Outlook Express'i açın.Orada "Kaynağı Düzenle" seçeneği var.O sekmeyi tıkladıktan sonra kaynak kısmında çıkan kodları komple silip,elinizdekini gömertin ve istediğiniz kadar kişiyi rahatsız edin.Valla emmeli gömmeli iyi oldu iyi.

Snif,snif,bişey mi kokuyor?Hay Allah davul etsin sizi,e ocakta unutmuşsunuz sucukları.Ahmad Barusso gibi çukulata renkli olmuş.Yenmez ki o.Koskoca sucuk mundar olmuş.At çöpe gitsin,öyle yesen kanser yapar şimdi.Yumurtalar da elinizde kaldı değil mi?Onları da alın,en yakınınızdakinin kafasında kırın.Var ya acayip zevkli oluyor.Yeseniz bu kadar güzel olmazdı lan.Ama lak diye bırakıp kaçmayacaktın be güzelim,vurduktan sonra karşı taraf 5 dakika sinirden devreleri yakıyor.O süre içinde elinle kafaya kahkalar içinde gülerken sıvayacaksın onu.Son 1 dakika içinde de topuklayabildiğin kadar topukla,orada bulunman pek selametli olmayabilir.

Yazı bittiğinde "Great White - 30 Days in the Hole" çalıyordu.

Devamını oku >>

Çevreyi Kirletenler ve Katledenler


Yukarıdaki grafiğe bakıyorsunuz değil mi?O halde eğri oturup,evrensel dilden konuşalım.Bildiğiniz üzere yeşil,ferahlığın ve doğru yolda olduğunuzun göstergesidir.Yolunuza arabanızla devam etmek isterseniz yeşil ışığı sevmelisiniz.Kırmızı ise insanı durdurmaya çalışan,ama aksine daha da tetikleyen bir renktir.Hangisi daha güzel derseniz,oje bazında düşünerek kırmızının yeşile oranla çok çok çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim.Bi de Formula'nın Türkiye ayağındaki pit kızlarının rengi geliyor aklıma.Kıpkırmızı.Tehlikeli renk anlayacağınız.Derecelendirmede de bu kural bozulmaz.Bozulmaz derken,tehlike çanının rengi kırmızıda sabittir,lakin iyiye giden mavi veya yeşile bürünür.

Gayriresmi çevre koruyucu ekibimiz Greenpeace isminden ötürü yeşili kullanmayı tercih ediyor haklı olarak.Çevreyi korumak için yaptıkları gemilere,binalara tırmanma tipinde pek çok atraksiyonun yanında elektronik firmalarının da takibini yapıyorlar ve 2006'dan beri de bunların derecelendirmesini yapıyorlar.

Sonuçlar gerçekten içler acısı.İyi,temiz olmak için çabalayanlar var gerçekten.Sony Ericcson ve Samsung en temiz üretim ortamını yaratmak için birbirleriyle yarışıyorlar adeta.Ama hala kat etmeleri gereken çok uzun yol var gibi gözüküyor.Nokia ise,eskiden o firmaların temizliğindeyken,birden salmış kendini,kırmızıya doğru almış yürümüş.Microsoft ve Philips ise neredeyse hiç özen göstermiyor doğanın korunmasına.Sıfıra yakın gibi.Ne yalan söyliyim,Microsoft'un böyle pis olması beni şaşırtmadı.Bill amca hayırseverlik ayağına sağa sola para yatıracağına,ilk önce insanları ve doğada bulunan hayvanları hastalıklardan,ölümlerden uzak tutacak koruma planları yapsa ya.

Listenin en kötüsü ise,üretim alanlarında çevreyi koruma adına tek bir adım bile atmayan Nintendo.Hiç de adım atacak gibi gözükmüyorlar.Milyarlarca dolarlık bütçeleriyle çevreyi daha da kirli bir yer haline getirmeye devam ediyorlar.Koskoca bir sıfır.Neden umurlarında olmadığı da belli.Yıllar boyu seri üretim şeklinde beşer beşer Mario ve Zelda kopyaları çıkararak paraları cukka yaptılar.Her yeni oyunda prensesi kurtardık iki oyunda da.Şimdi de Wii isimli platformu çıkardılar ve ikisinin de serileri devam ediyor.Hala prensesi kurtarıyoruz.Anlayacağınız bu zihniyet 20 yıldır değişmemiş.Hala prenses kurtartan bu firma elbette çevreyi kirletmekten vazgeçmeyecek.Boykot yapıp Nintendo bandrollü ürünleri almayalım diyeceğim,komik kaçacak.Paranın dibine vurdular vuracakları kadar.

Bu firmaların çoğu üretim atıklarını kendi alanlarında da tutmuyorlar.Bizim gibi 3. dünya ülkelerinin gümrüklerinin içinden kaktırmaları pek de zor olmuyor.Diplomatik ilişkiler sebebiyle de kimse gıkını çıkaramıyor,çöpler bizim denizlerimizin dibini boyluyor.Bu nereye kadar gider bilmiyorum ama yakında çöpleri içine tıkacak denizler de kalmayacak.İşte o zaman bu dünya devi firmalarının pisliklerinin içinde boğulan onlar değil,biz olacağız.

Yazı bittiğinde "Suicidal Tendences - Nobody Hears" çalıyordu.
Devamını oku >>

En Kötü 5 Site Adı

Bu işin resmiyeti yok tabi ki.Yani demek istediğim,Ulusal Alan Adları Birliği gibi bir topluluk tarafından seçilmiyor bu alan adları.Öyle bi birlik de var mıdır bilmiyorum.Varsa da muhtemelen hatırlı müşterilerine güzel alan adlarını parselliyorlardır.Böyle birlikler başka ne işe yarar ki?Karpuzun tam ortasındaki lezzetli yerini yer böyleleri her vakit.Bizim mecliste masa altlarından,sağdan soldan üstünde kıyak geçilecek isimlerin yazdığı kartlar gibi olur olay bi nevi.Ama burda maille geliyor.Kimden : Seymour Asses , Konu : Hamili Kart Yakınımdır , Öncelik : Yüksek! , Mesaj İçeriği : Sevgili Robert,bizim cemaatten Rodger Dodger diye bir arkadaş var,sosyal pezevenklik üzerine bir site yapmak istiyormuş ne zamandır.Hepimiz biribirimizin tanıdıklarına alan adlarını kapattığımız için doğru dürüst arsa bulamamış.Zamanında bana da çok büyük iyilik yapmıştı,kıramadım.Arkadaşa www.pimp.com'u ayarlasak da dalgasına baksa.

Böyle adamların kadrolaşması yüzünden ne işe girecek yer kaldı,ne de alacak domain.Hatta güzel bi atasözümüz vardı bu durumla ilgili,Al Hasan'a ver Hasan'a,..... kaldı kel Hasan'a.En azından buna benzer bişeydi.Yani demek istediğim,bu en kötü 5 alan adı sahibinin suçu yok.Alacak alan adı kalmadığı için böyle şaklabanlıklara maruz kalmışlar.Her yer fırsatçı dolu,bir biz keriziz sanırım.Zamanında kepçe kepçe parsaları kapanlar şimdi domainleri 10000-20000 dolar gibi dudak uçuklatan miktarlara satıyorlar.Oha be kardeşim, www.a.com bile o kadar etmez.Sen kalkmışsın,www.bilmemnepazari.com tarzında bi siteye 20000 dolar istiyorsun.www.pizza.com 2,6 milyon dolara satılmış diyorlar.Bi girin bakın Allah aşkına,2,6 milyon dolara satılan bir sitenin içeriği bu kadar mı kötü olur?Dünya basınından uyduruk bir kaç gazete veya site bir haber uyduruyor,zaten bizim basın da hemen hazır böyle haberlere.Araştırmadan soruşturmadan yayınlıyorlar.www.whoshouldliveagain.com'un bir Türk sitesi olduğunu kaç tane haberci söyledi?Hepsi "Atatürk önde,hadi siz de oy verin!" havasındaydı.

Her neyse konu yazdıkça dağılıyor,en iyisi şu en kötü 5 alan adına bi göz atalım :

1 - www.whorepresents.com : Ünlülerin adlarını yazıp arama yaptığımız bi site.Ama sitenin adını Whore Presents (Fahişe Sunar) şeklinde böldüğümüzde çıkan anlam,sitenin rezil kepaze olmasına yetiyor da artıyor.

2 - www.expertsexchange.com : Programcıların bilgi ve tecrübelerini paylaştığı bir bilgi kaynağı.Ama bi plastik cerrahi sitesi olsa daha uygun olurmuş sanki be. (Expert Sex Change - Uzman Cinsiyet Değişimi)

3 - www.penisland.net : Bir yer düşünüyorum,gözlerim kapalı.İçi (Pen) kalemlerle dolu.Dur lan,frekans karışmış,içi ç.klerle (Penis Land) doluymuş.Valla burdan bişey almam,kalem diye alırım ç.k gelir,yüreğime iner maazallah.Hele hele siyah kalem hiç istemem.

4 - www.therapistfinder.com : Bi terapistle konuşup,içimi dökeceğim diye girdim (Terapist Bulucu),ama nedense Tecavüzcü Coşkun'dan ötesini bulamayacağım gibi geliyor. (The Rapist Finder - Tecavüzcü Bulucu)

5 - www.powergenitalia.com : Kısaltmaları fütursuzca kullanmanın sonucu budur işte.İstersen İtalya'nın en büyük Jeneratör şirketi ol,mal mülk senin olsun ne yazar?Milletin aklına bu sitenin adını gördükten sonra ç.k,d.şak gibi kavramlardan ötesi gelmeyecektir. (Güçlü Kamaşullah*)

*Kamaşullah = Devasa boyuttaki erkek cinsel organına,kendi argomuzca verdiğimiz isim.

Devamını oku >>

Google Calendar SMS Hatırlatması

Şimdi anlatacağım Google özelliğini inşallah bilmiyosunuzdur.İyi valla,ben burda o kadar efor sarfedeyim,bi iki bişey öğrenin de,vatana millete hayırlı evlat olun diye,ondan sonra ağzınızı gözünüzü ekşitin verdiğim bilgiye.Olacak iş mi?Biliyorsanız da bildiklerinizi unutun.Format tuşunun yerini veriyorum.Erkeklerde,beynin 2789. kıvrımının ilk nöronuna metal bi madde değdirip çekin.Kadınlarda ise iş biraz daha zor.Şu nörona bu nörona basın demeyecem onlara,çünkü çok karmaşık varlıklar.Siz erkek okurlardan biriniz gidin,bütün kadın okurların beynine Tefalin teflon tavayı "lökkadanak" diye oturtun.Hah,şimdi bilmediğinize emin olabilirim.

İnşallah yanlış nörona dokunup,Google Takvim'i de unutmamışsınızdır.Ben zayıf hafızalı bi adamım.Aklımda Google'dan başka hiçbişey kalmıyor.Umarım sizin de öyledir.Zira Google'ın Takvim özelliğini kullanarak,takip ettiğiniz her türlü şeyin telefonunuza SMS ile beleş (beleşi duyunca nasıl da pörtlüyor gözleriniz) olarak gönderilmesini anlatacağım.

Mesela groupieler bana çok dert yakınır bu konuda."Bütün metal gruplarının konserine gidip,konser sonrasında onlara vermek istiyorum.Ama hafızam zayıf.Gel gör ki Mötley'e gitsem Motörhead'de Lemmy'yi unutuyorum.Benim yaşam tarzım bu.Bana takip ettiğim grupların konserlerini SMS'le hatırlatan bi servis var mıdır acaba?" diye soranlar az değil hani.Ben de "Bana ufak bi iyilik yaparsanız neden olmasın?" diyorum ve iyiliğimi aldıktan sonra karşılığında bilgimi paylaşıyorum onlarla.

calendar.google.com adresine giriyoruz.Kocaoğlan,bırak sayı saymayı,sen de gir.İlk olarak cep telefonu ayarımızı yapacağız.Bu yüzden sağ üst köşeden "Ayarlar"a tıklıyoruz.Aşağıda açılan menüde "Mobil Kurulumu" diye bi seçenek olması lazım.Oraya cep telefonu numarasını ve bölgemizi giriyoruz.Ardından cep telefonunuza jet hızıyla bi adet doğrulama kodu gelecektir.O kodu doğrulama kısmına girdiğiniz zaman cep telefonunuz Google SMS'lerine hazır olacak.

Bu servisi iki şekilde kullanabiliriz.Birincisi,kendi notlarımızı alırız.Mesela : "Chuck Norris'le Randevu" gibi.Belirtilen ayarlarda saati ayarladıktan sonra,uyarı SMS ile gelsin seçeneğini seçeriz.Akabinde vakti geldiğinde mesaj cebinizde olacaktır.

İkincisi ve en sevdiğim özellik ise,üstteki takvim arama motorundan istediğimiz konuyla ilgili şeyi arayıp takvimimize ekleyebilmemiz.Formula 1 ya da Galatasaray'ın maçları veyahut Jethro Tull'un konser tarihleri gibi şeyler.Örnekleri çoğaltabiliriz tabi.Hangi tarihte ayın hangi pozisyonda olacağını bile görebiliriz.Herhangi bir konuda takvimi Google'ımıza ekledikten sonra sol alt köşedeki "Takvimlerim" kısmından takvimi seçeriz."Bildirimler" tuşuna tıklayıp SMS'le uyarının gelmesini belirttiğimiz andan itibaren,Google sizi seçtiğiniz konunun vakti geldiğinde uyaracaktır.

Onlar ermiş muradına,biz çıkalım kerevetine.

Yazı bittiğinde "Kultur Shock - Radio Gitana" çalıyordu.
Devamını oku >>

Muziğin Yanında Olsun - Mp3Tunes

Dijital ortamda en sevmediğim olaylardan biri 10-15 tane albümü bir araya koyup,onları shuffle yaptırarak dinlemektir.Böyle albüm dinleyeceğime hiç dinlemem.Çünkü dinlediğiniz gerçekten karman çorman oluyor.Her albümün bir kompozisyonu,üstünde yürüdüğü bir çizgi vardır.O kompozisyonu sadece albümü başından sonuna doğru dürüst dinlerseniz hissedebilirsiniz.Ama harala gürele tadında bi Slayer,bi Alamaailman Vasarat,bi Pink Floyd şeklinde çorbaya giriştiğinde bütün albümlerin içine resmen s.çılmış oluyor.Bu dediğim kural albümü ilk kez dinlerken de geçerli değil.Her zaman albümleri tek tek dinlemeyi severim.Yemek yerken lokmaları tek tek yutarım.Homini gırtlak,homini gırtlak gidenlerin sonunu görüyoruz.Ondan sonra midemde kelepçe,ayağımda pranga moduna geçiyolar.

Müziğin ruhun gıdası olduğunu söyleyenler benim düşüncemin zincirinde söylüyor zaten.Yemek yerkenki kaidelerin hepsi müzik dinlerken de geçerlidir.Bilinçsiz müzik dinlencesi kulakta pas yapar.O yüzden elin müziğine,namerdin shuffle'ına muhtaç olmamak için Mp3Tunes isimli bir site keşfettim.

Mp3tunes,benim gibi kendi seçtiği özel albümleri,şarkıları yanında taşımak isteyenler için vazgeçilmez bir site.Elinizdeki şarkıları içine yükleyip,gittiğiniz herhangi bir yerde internet üzerinde dinlemenizi sağlıyor.Siteye üye olduktan sonra Sync Locker isimli upload programlarını indirtiyorlar.Bu programdan gerçekten çok memnun kaldım.Bağlantı hızımızı köküne kadar kullanıp,mümkün olan en hızlı sürede upload yapma imkanını sunuyor bizlere.Site ilk başta 1 GB alan veriyor ve "İsterseniz Premium Locker'a geçip sınırsız yükleyebilirsiniz" diyor.Ama bu aldanmacaya kanmayın.Yaklaşık 1 albüm yükledikten sonra size direktman sınırsız mp3 alanı veriyorlar.

Ben şimdiye kadar 2.5 GB yükledim.Daha da fazla yüklerdim ama program upload sırasında interneti göçerttiği için ara sıra açabiliyorum.Müzikleri yükledikten sonra site üzerinden "Kilitli Dolap"ımıza giriyoruz ve çok çeşitli seçeneklere göre albümümüzü dinliyoruz.Sadece şu grup çalsın,sadece şu playlist çalsın,ya da shuffle yapsın gibi pek çok seçenek mevcut.Müzik çalarken hiç kesilme olmuyor.Son derece kaliteli bir site.

İnsanın kendi mp3lerini dinlemesi gibi var mı be?Hangi internet cafeye gittiğinde mp3 klasöründe Classic Rock'ın en önemli seçkileri oluyor?Cafelerdeki mp3 klasörlerine baktığınızda şu tip klasörleri görmeniz daha muhtemeldir : Kop kop,disko,tekno,son inenler,90,prodigy.Tabi bunların arasına ufak tefek Metallica ve Red Hot Chili Peppers da saçılmıştır illa ki.O albümler de her zaman yarım yamalaktır.Bunların içinde Sağlam bi Erkin Koray bulabilirsem her zaman tercihim odur.Yani o oluyordu.Artık Mp3Tunes olduğu için bu tiltasyonik durumlara girmiyorum.Her ne kadar evde de dükkanda da internet olsa,hala anahtar taşıma alışkanlığı edinemediğim için kapıda kaldığım durumlarda internet cafeye gitmem gerekiyor.

Yazı bittiğinde "Steve Hackett - Hands of the Priestess,Part I" çalıyordu.
Devamını oku >>

Allah Tuttuğunu Brontobyte Etsin

Şu eşşek büyüklüğünde dünyada at zigindeki bi kelebek kadar yaşadım altı üstü,ben bile bu değişim hızına hayret ediyorum.Hele hele "Bizim zamanımızda radyoda Dünyalar Savaşı oynuyordu" diyenlerin şimdi ne kadar dumurlara uğrak bir hayata sahip olduğunu hiç düşünemiyorum.Korku kavramı bile değişti insanların gözünde,insanları korkutacak,ürkütecek şeyler.Eskiden bir Edgar Allen Poe'nun Raven şiiri insanları ürkütebilirken,şimdi ürkütmediği aşikar.Mükemmel bir şiir,ama korku olarak görülmüyor sadece.Halbuki oradaki o yalnızlık korkusu benim içimi kemirir her okuduğumda.

Commodore'una kafa ayarı çekenlere ne demeli?45lik bi Raks kasede çekilmiş oyunu oynamak için insanlar kıçlarını yırtıyordu.O kasetteki verileri toplasak kaç bit yapar acaba?Benim kafam büyüklüğündeki disketlerden hiç bahsetmiyorum.Çok nostaljik,herşeyin daha değerli olduğu,oyunlar yasak meyve tadında olduğu için oynaması çok zevkli dönemlerdi tabii.

20 yıl civarında bi sürede bitten terabyte'a geldik.Daha nereye gideceğimizi de Allah bilir.20 yılda bu kadar ilerlediysek,10 yılda bunun en az 2 katı hızda ilerleriz gibime geliyor.Şu anda büyük serverlar için petabyte'lardan da bahsediliyor.Ama daha üstünden bahseden duymadım.Tabi Google gibi devler çok çok fazlasını kullanıyor ama bahsetmiyorlar sadece.

Hepsi pazarlama stratejisi.İlk önce giga'yı çıkarıyorlar.Arkadaşına hava etmek isteyenler alıyor,havanın altında kalmak istemeyenler de alıyor.Dolayısıyla herkes almış oluyor.Daha sonra ellerinde yeni bir data birimi ile geliyor üreticiler.Bu böyle de sürüp gidecek.Hepsi kendi arasında anlaşmalı.Bütün formatlar,bütün ürünler bu anlaşmalara göre çıkarılıyor.Yoksa sanmayın ki şu an dünya teknolojisini elinde tutan firmalar Exabyte ya da Yottabyte üretmedi.Firmaların oyun alanlarında neler neler dolaşıyor,masaların üstünde,yerlerde ne yeni teknolojiler dolaşıyor.Ama takdir ettiğiniz üzere en son teknolojilerini şimdi çıkarıp doğru dürüst para kazanamama gibi kerizlik yapmaz hiçbir firma.Düdükleye düdükleye.

Her neyse,en azından 100 yıllık geleceğimizin ürünlerinin firmalarının stoklarında hazır yattığını bilmenizi istedim.Bi de aşağıda petabyte'tan sonra karşılaşacağımız data teknolojilerini veriyorum ve bugünlük saçmalama seansımı nihayetine erdirmiş oluyorum.Bi de brontobyte bana sanki taş devrinden kalmış bi data gibi bişey çağrıştırıyor.Çok garip.

1 Byte = 8 Bit
1 Kilobyte = 1024 Byte
1 Megabyte = 1024 Kilobyte
1 Gigabyte = 1024 Megabyte
1 Terabyte = 1024 Gigabyte
1 Petabyte = 1024 Terabyte
1 Eksabyte =1024 Petabyte
1 Zettabyte = 1024 Eksabyte
1 Yottabyte = 1024 Zettabyte
1 Brontobyte = 1024 Yottabyte

Devamını oku >>

Webmaster Araçları

Hepimiz de biliyoruz ki,ben dahil pek çoğumuz webmaster değiliz.2-3 temayı alıp,sağını solunu değiştirmekten çok çok daha ekstra bi olay bu.Bi yığın kod bilgisi gerekiyor en başta.Gerek Google olsun,onun yanında Live veyahut Yahoo olsun,hepsi sitesiyle daha ilgili insanları seviyor.Tabi Live arama motoru diğerlerine göre biraz daha salak sonuçlar çıkarabiliyor.

Anladığınız üzere arama sonuçlarında iyi yerlere ulaşabilmek için arama motorlarına dalkavukluk yapmak gerekiyor.Metallica'nın da dediği gibi "Sırtımı kaşı ki,seninkini bıçaklamayayım." prensibi üzerine kurulu bir ilişki bu aramızdaki.Bu yüzden de bu 3 dev arama motoru,dalkavukluğumuzu ekstra düzeyde tutabilmemiz için bize Webmaster Araçları adında bir takım zamazingolar sunuyor.

Webmaster araçlarına değinmeden önce site haritasından biraz bahsetmem gerektiğini düşündüm.Site haritası dediğimiz olay sitenin detaylı bir görünümünü sunuyor robotlara.Sitenin varoş,kenar bağlantılarından tutun da en elit kesimlerine kadar bölgelerine sunup,buralardan robotların parsel almasını sağlıyoruz.Verilen blog sistemlerinde genelde sitemapler oluyor.Ama şayet normal bir site sahibiyseniz,iyi yerlere gelebilmeniz için site haritası oluşturmanız şart.Bu konuda en başarılı program olarak size Micro-Sys A1 Sitemap Generator'ı önerebilirim.Programı kullanması gerçekten çok kolay.Basit bir kaç adımda size site haritanızı veriyor.

Sitemapleri tanıtacağımız Webmaster araçlarından bahsetmek gerekirse,en bilinen ve önemlisi tabi ki Google Webmaster araçları.Sık yapılan arama sorguları,backlinkler,robot.txt analizi,sitemap ekleme gibi birçok özellik sunuyor ve siztenizi Google'da optimize etmek açısından çok önemli.

İnternet sitesi işiyle az çok uğraşan 10 kişiden 8'i Google Webmaster araçlarını zaten bilir.Ama bunun yanında teknolojiden ve teknikten geri kalmayan rakipleri de (tabi onlar kendilerini rakip görüyorlar ama yanından bile geçemezler) bir takım webmaster araçları çıkardılar.Bunlardan en önemlisi Yahoo'nun sunduğu Site Explorer (Ya da site kaşifi deyin,ne derseniz diyin.).Aynı şekilde Yahoo da Google'ın yaptığı şekilde,bu aracı kullanıp,sitemap'ini yükleyen kullanıcılara daha fazla kıyak geçiyor arama motorunda.Zaten olması gereken de budur.Bu araç da aynı şekilde backlinkleri ve buna benzer özellikleri sunuyor.

Webmaster araçları furyasına en son katılan araç ise Live Webmaster Tools.Yukarıda bahsettiğim programla oluşturduğumuz sitemapleri de bu adrese yüklüyoruz ve ardından Live arama motorunun bize kıyak geçip rakiplerimizden yukarıda çıkarmasını bekliyoruz.Saydığım 3 araç içinde en zayıf olanı da bu.Doğru dürüst bir rütbe sistemi kullanamıyor.Sitenizi bir gün 5 yıldız rütbesinde gösterirken,diğer gün 3 yıldızda gösterebiliyoruz.Ayrıca araç size link veren en yüksek Live rütbeli 5 siteyi sıralıyor.

Ben dahil herkeste bir Google aşkı var.Diğer arama motorlarına yönelim çok az.Ama unutmamak lazım,arama motorları kendi aralarındaki site sıralamalarını da inceliyorlar.Örneğin Yahoo'da iyi bir yerde olmak da Google'daki sıralamanızı etkileyebiliyor.O yüzden bu az meşakkatli işle kısa bir süreliğine uğraşıp,sitenin geleceğine yatırım yapmak sizin açınızdan güzel olacaktır.

Yazı bittiğinde "The Robins - Riot in Cell Block #9" çalıyordu.


Devamını oku >>

Henry Lizardlover

Annemin bana hamile olduğu dönem çok rahat geçmiş.Hani klasik bebek tekmeleme hareketi var ya,onu bile yapmamışım karnındayken.Hatta bi ara kıllanıp doktora gitmiş,bu bebe yaşıyo mu diye.O kadar uyuşukmuşum ki 10 ayda doğmuşum.Bebeklik dönemim de rahimdekinden farklı geçmemiş zaten.Annem bir yere benim oturturmuş,öyle saatlerce mal mal bakınırmışım.

Uyuşukluk doğuştan gelen bişey anlayacağınız,yaradılışında bulunmalı.Aynı iguanalar gibi.Bu hayvanları hızlı olmaya zorlayamazsın,olamazlar.Kendilerine acayip bir saygı (Üstad Panzer Fuat'ın buyurduğu üzere : "Respekt Batı Berlin") ve sevgi duyuyorum.En çok da tosbağa ve iguana ruhunu bulurum içimde.Bu yüzdendir ki senelerdir bi iguana alayım diye düşünüyordum.Aldım da almasına,ama bir türlü yemek yediremedim,zar zor yediriyordum.Adını da Iggy Pop koymuştum,adaşı gibi aşırı derece enerjik olsun diye.Ama o normal iguanalardan bile daha uyuşuk çıktı.Bi gün kafesinden aldığımda,kaskatı kesildiğini gördüm,gözleri de açık kalmıştı.Rengi hafiften sarıya çalıyordu.Çok üzüldüm,sevgili Kabakmeltemi'ne anlattım hissiyatlarımı.O da sağolsun benim Iggy'mi resmetti.

Kendimi İguana aşığı sanırdım,İguana b.ku bile değilmişim.Sitemin alt kenarında "iguana yalayan bi iguana" diyaloğu vardı.Bu pozu kim yaptıysa diyordum.Geçen gün uzun bir aramanın sonuncunda o sanatçıya ulaştım.Adı Henry Lizardlover.Adam soyadının hakkını verir derecede manyak.İguanaları garip garip insan pozlarına uyarlıyor ve fotoğraflarını çekiyor.Hoş,gerçi bi iguanayı şekillendirmek pek zor bişey değil.Hangi pozisyona getirirseniz,o durumda en az bi yarım saat duruyo kımıldamadan.En çok gitar çalan iguyla,kanepede yatan igulara bayıldım.(Bu arada belirteyim,genelde iguana sahipleri kendi aralarında iguanalarını anlatırken,"igu" diye bahsediyor,çok sosyetik bi tabir ama oturmuş artık napalım.) Aşağıya slayt olarak Henry babamızın en güzel resimlerini koydum.Slayta tıklarsanız daha büyük bir şekilde izleyebilirsiniz.Henry Lizardlover'ın resmi sitesi ise : www.henrylizardlover.com (Sitesi aşırı derecede berbat bu slaytlara baksanız yeter.)


Devamını oku >>

Captcha Manyaklığı

Çoğu yazılımcı ya da şirket, hackerlar,spammerlarla insanlar arasında çok büyük bir mücadele olduğunu düşünüyor.Aslında düşünmüyorlar,sadece kendilerini kandırmaya çalışıyorlar.İnsanlara kendilerini güvenli hissettirmenin en kolay yolu bu çünkü.Sosyal hayatın da en büyük kuvvetlerinden olan Rus mafyası,internetin de en büyük ağalarından biri.İnternette dönen hangi yasadışı işin altını kurcalarsanız kurcalayın,bir yerinden Ruslar mutlaka çıkar.

"Her seferinde yeni CD-DVD kopya koruması çıkardık,artık bunu feriştahı gelse kıramaz heheeey boruuu!" diyerek kendini avutan yazılımcılar iki gün sonra mosmor olmuş bir şekilde kopya korumalarının kırıldığını görürler ve sanki yeni yapacakları koruma da kırılmayacakmış gibi yine yeni koruma yollarına yelken açarlar.

Hackerlığın yanında yasadışı yollardan en büyük kar ise Spamcilikten geliyor.Yıllar katlana katlana ilerlediğinde görüyoruz ki,spam kutumuza bir günde dolan spam sayısı da katlanıyor.Penis büyütücü satan mı ararsınız yoksa Viagra mı?Ben zaten o konudan ümidimi kestim spam kutuma bakamıyorum bile artık.Vahşi bi ormana dönmüş durumda.Bunun yanında bir de internet sitelerine spam yapma durumu var.Yazı olarak,reklam olarak istediğini siteye yığınla doldurma durumu.Bunu önlemek için captcha (Completely Automated Public Turing test to tell Computers and Humans Apart) diye bir kelime doğrulama sistemi çıkarıldı.Bu sistem sayesinde sitenize kaydolan,ya da yazı yazan birinin gerçekten insan olduğunu anlayabiliyordunuz ve spamcileri uzak tutabiliyordunuz.Tabi bu da bi yere kadar.Gün geçmiyor ki spamciler yeni bir kısıtlamaya daha çözüm bulsun,interneti biraz daha b.ktanlaştırsın.Yazılar hafiften yamuk olsa bile onlara karşı bir program okutma sistemi geliştirmişlerdi ve bunları da geçiyorlardı.ABBYY Fine Reader'ı bilirsiniz.Muhtemelen onun mantığından çıkarak bu captchaları kırıyorlardır.

E tabi,bizim yazılımcılar webmasterlar da durur mu?Captchaları mıncıklaya mıncıklaya acayip bi hale getirdiler.Harfleri iyice eciş bücüş yaptılar ki,spammerlar giriş yapamasın.Tabi bunun iyice b.ku çıktığı için captchaları 5 üniversite bitirmiş,8 master yapmış,kriptografi eğitimi almış bir insan bile çözemez oldu.Ne mutlu artık kimse hiç bir yere giremiyor.Aşağıda da internette gezerken denk geldiğim en berbat captchalar var.Bunların arasında trigonometri sorulu olan var ki,beni benden aldı.Düşünüyorum da bi siteye girebilmek için kaç tane adam bu aşağıdaki gibi rezil captchalarla uğraşır?














Yazı bittiğinde "Kekal - The Gathering of Ants" çalıyordu.


Devamını oku >>

Slaytta Son Nokta : Animoto

Hey gidi hey mirim,bundan 3-5 yıl önce internet ne kadar da tek boyutluydu değil mi?Yapacak ne vardı ki?Posta kutunu aç,bak,yanıtla.Şimdiki kadar çok mail de gelmezdi o zaman,ama spam de bu kadar fazla değildi.Şu an Gmail'imin spam kutusunda 3400 tane spam var.Bunun haricinde haber sitelerine falan girerdik.Tasarımlar berbattı,yerlerde sürünürdü.Tabi buralarda geniş bant adını verdiğimiz yiğit de yoktu ki.56k hızıyla güzel tasarımlı bi yere girmeye kalksak,koltuğa k.çımız kaynardı.Yalnız amma dinozorvari konuşuyorum ha,o amcalara özendim bi an,bazıları çok özendirir geçmişe ama ben tiksindiren versiyonuyum onların.

Siz Türkleeğ ne diyooğğ?Sonğa web iki sıfır çıktıı hah.Neyse bunun tıraşı çok yapıldı.Animoto da bu etinden sütünden faydalandığımız Web 2.0'ın nimetlerinden biri.Sloganları çok iddialı.Slaytta son nokta olduklarını söylüyorlar.Dua etsinler ki hatunlar böyle iddialı sloganları severler.Ama bana kül yutturamazlar efenim,yutturamazlar.İçimdeki sakin ve minimal olan diğer kişiliğe "Siteyle ilgili sonuçları 37,5 dakika içinde masamda istiyorum." dedim.Tabi o da beni kıramadı,ya da belki benden tırstı.Benden de korkar kerata.

Site bildiğim kadarıyla tabanında Picasa'nın kodunu kullanıyor.Çünkü Google'ın sitesinin birinden yönlenmiştim buraya.Üye olma prosedürünü geçtikten sonra tepedeki hemen bulabileceğimiz Create a Video butonuna tıkladım.Site gerçekten düzenliydi ve hiçbir şekilde karmaşa yaşamayacağınıza eminim.İlk olarak bana kısa metraj mı yoksa uzun metraj mı istediğimi sordu.Ben kısa metraj istedim.İyi ki kısa metraj istemişim,öbürünü kullanmak için ücret vermek gerekiyormuş.Böyle şeyler kısa metrajda hoş oluyor zaten.30 sn. güzel bi slayt için yeter de artar.Benden resimleri istedi.10-12 tane attım.Ardından müzik ver bana dedi,ama müzik isterken de sosyal mesaj vermeyi unutmuyor : "Orjinal kullanın,sanatçınıza destek çıkın." Eyvallah da ben günde en az bi tane yeni albüm dinleyen adamım,kendimi satsam yine çıkmaz parası dedim.O da "Tamam" dedi "Sen bizden kıyaklısın".Ardından hepsini yükledikten sonra Animoto'yu Animoto yapan özelliğine geçti.Verdiğimiz müziği ilk olarak analiz ediyordu ve slaydın efektini,hızını buna göre ayarlıyordu.Gerçekten güzel bir düşünce.Umarım düşünmesi de yapması kadar kolay olmuştur bu ekip için.

Slayt hazır olduğunda sonuç gerçekten de şaşırtıcıydı.Resimlerin efektleri ve hızı koyduğum müzikle acayip derecede uyumluydu.Slayt şarkının her aşamasına ayak uyduruyordu."Ulan" dedim "Aldığınız uzun metraj parası sonuna kadar helal olsun".Harbiden de slaytta son noktalarmış,beni ikna ettiler.Bu kadar başarılısını görmemiştim.

Ayrıca demo olarak aşağıya eklediğim ekstra sürrealist vandalist çalışmayı sizlere sunmaktan dolayı büyük onur duymaktayım.Her kısa metrajda olduğu gibi bu slaydın içinde de çok büyük bir fikir ezilmesi var.Son olarak aşağıdaki videonun Kayseri Altın Pastırma Festivali'nde Sucuk Onur Ödülü aldığını eklemeliyim.


video

Yazı bittiğinde mükemmel Iggy Pop şarkısı,Slayer yorumuyla "I'm Gonna Be Your God" çalıyordu.

Devamını oku >>

Google Hesap Makinesi

Hesap Makinesini 1623 yılında çıkardıklarında bir gün dünya devi markaların çakmalarından daha az satılacağını tahmin edebiliyolar mıydı acaba?Şahsen ben etrafımda Casio'nun hesap makinesinden daha çok Kadio marka bi hesap makinesi görüyorum.Nereye gitsem o çakma marka var.Bir de Sony çakması Sqny revaçta.

Bilgisayarlar çıktı,teknolojiler gelişti.Çözümlere ulaşma şeklimiz değişti.Ama hiçbir zaman esnafımızın,memurumuzun elinden düşmedi hesap makinesi.En dandik bilgisayarla bile Başlat+R tuşuna bastıktan sonra "calc" yazınca çalışan hesap makinesi hiçbir zaman günlük hayatta hükmünü süremedi.Belki de insanların hesap makinesindeki o "çıt çat çut" şeklindeki tuş seslerini duymak istemesindendir.Bi de elde daha artistik duruyo alet.

Ama hesap makinesinde genelde 10 satırlı,20 satırlı çarpma,toplama karışımı şeyler yaptığımız zaman,hesaplar karışıyor."Arada çarpma işaretini koydum mu?Sonra şunu ekledim mi?" şeklinde düşüncelerin ardından hesaba tekrar başlıyoruz."Köyden İndim Şehire"'de Zeki Alasya'nın altınları sayması gibi.

Tıklarsanız büyür

Belki bazılarınız biliyordur,belki çoğunuz bilmiyordur,ben yine de bahsetmek istedim.Arama motoruyla bize her zaman en iyi hizmeti sunan Google,aslında aynı zamanda bir hesap makinesi.Google Calculator diye bi sitesi yok.Bildiğiniz Google anasyfasından giriyorsunuz ve istediğiniz uzunluktaki işlemi kolayca yazıyorsunuz.Ardından = tuşunu koyup "Enter"a bastığınızda sizi pek çok zahmetten kurtarıyor."Google'ın içinde ne işi var hesap makinesinin?" deyip geçmemek lazım.Çok karmaşık işlemleri çok çabukça yapıyor.Trigonometri hesaplarını bile yapıyor.Bi de "Once in a Blue Moon" yazınca acayip bi değer çıkıyo ama ne olduğunu bilmiyorum.

Yazı bittiğinde "Jethro Tull - Thick as a Brick" çalıyordu.
Devamını oku >>

Sitenize Gmail tuşuyla canlı konuşma


Her zaman hepimizin dert yandığı üzere artık internet,saçma bilgiler,pornografi ve aptalca reklamlar yüzünden tam anlamıyla bir bilgi çöplüğüne dönüştü.Sürekli acayip acayip,yeni yeni servisler çıkıyor ama kaçı kullanıcısını düşünüyor?Kaçı rahatlık sunuyor size?

İşte Google bundan birkaç yıl önce insanlara gerekli olan bütün servisleri belirleyip sunma kararı aldı ve onları tek bir çatı altında,Gmail hesabımız altında birleştirdi.Herkes bilir ki bir Googleseverin mabedi her zaman Gmail hesabıdır.Spam filtresi konusunda diğer hiçbir email hesabı eline su dökemez.Ve verilen hizmetler konusunda da tabii.

Geçenlerde Sesebian'ın keşfettiği bir MSN özelliği vardı.Pasaportumuzla MSN hesabımıza girip,oradan MSN'deki durumumuzu gösteren bir buton alıyorduk ve onu sitemize ekliyorduk.Bununla birlikte sitemize giren ziyaretçiler doğrudan MSN'imiz üzerinden bizimle konuşabiliyordu.Ama MSN'e kıllığımdan olsa gerek,bunu pek tutmadım.

Aslına bakarsanız bu özelliği Gmail'den bekliyordum ilk olarak.Her zaman ilkler Gmail'den çıkardı çünkü.Olsun,Gmail beklediğimiz şutu geç çekmiş olsa da çekti.

Google'dan yine sadelik,basitlik ve güzelliği ön plana çıkarmış bir iş görüyoruz.Butonu sitemize ekledikten sonra gelen kullanıcı butona tıkladığı zaman güzel bir Pop-up penceresi açılıyor ve sizin Gmail Talk kısmınızda da "Tanımadığınız biriyle konuşurken ne konuştuğunuza dikkat edin." uyarısı beliriyor.Gmail,kullandığım 23
(Bazılarınız hala bu Google aşkına ohannesburger diyorsa,bu mükemmel şirketle
tanışmamış demektir.) diğer servisi üzerine bir daha beni memnun ediyor.Seni çok seviyorum Google,lütfen aşkımız sonsuza kadar sürsün.

Televizyonunu yeni açanlar için adresi bir daha tekrarlıyorum : http://www.google.com/talk/service/badge/New


Devamını oku >>

Hatun Külliyatı : Chickipedia

İnternetteki insanların %10'u bu ortamı önemli işleri için kullanıyorsa,%90 gibi büyük bi kesimi de daşhak keyfi olarak nitelendireceğimiz,Facebook,MSN,Porntube gibi mekanlarda bel çürütüyor.Tabi ki eğlence işi olarak da interneti her zaman kullanmalıyız,ama takıldığım nokta şu : Bu %90'da bahsettiğim insanlar bu bilgisayar denen mükemmel teknoloji ürününü çöpçatan,pezevenk bi aletten öte göremiyor.E,böyle olunca da sağda solda bilgisayarın ne işe yaradığını bilmeyen kara cahiller bu alet ve internet hakkında ters düz konuşuyorlar.Misal : "Ahlaksızlıklar,sapıklıklar herşey bu alette.Bu aleti eve sokmayacaksın.Faydasız bi alet bu." ya da "Arkadaş,geçen Google'a morg yazdım,bi baktım adamı kesiyolar.Nası dinsiz imansız bi alet bu.Bunu bulan dinsiz cehennemlerde yansın."

Gördüğünüz gibi insanlar hem olayı kendi elleriyle amacından uazklaştırıyorlar,hem de pişkin pişkin kendi aradıkları,kendilerine bulaştırdıkları cehaletin faturasını bilgisayara kesiyolar.Sizce internete bişey öğrenmek için giren birinin otopsi diye bi arama yapmasının manası var mı?
Benim şimdi bahsedeceğim Chickipedia da her zamanki gibi işini ve keyfini bilgisayara dengeli dağıtanlar için bir site.Yok "Her daim bu siteye girerim,abazanlığıma abazanlık katarım" derseniz orası da bileceğiniz iş.Öyleleri de yok değil.Sabah akşam akıllarında porno veyahut kadın resimleri olan insanlar.

İnternette ya da somut piyasada yeni bişeyler çıkıp popüler olduğu zaman onun isminin bir kaç harfi değiştirilip,popülerliğinden faydalanarak yeni bir site yapılır.(Youtube-Porntube,Facebook-Hatebook)Chickipedia da Wikipedia'nın sürekli artmakta olan popülaritesini kullanarak meşhur olmuş bir site.Ama kullanmasa da meşhur olurdu bence.Zira kadın ansiklopedisi mantığıyla bir site yaptığın sürece adını ne koyarsan koy,tutmaması işten bile değildir.

Gerçekten güzel bi külliyat.Aradığınız hatun hakkında belli başlı bilgilere ulaşabiliyorsunuz.Örnek vermek gerekirse;vücut ölçüleri,boyu,kilosu,hobileri,yaptığı işler.Bi yığın bilgi.Tabi bunlarla pek az kişinin ilgilendiğini düşünüyorum.Sitenin daha ilgilendirici bi yanı varsa o da hatunların güzel güzel resimleridir.Ve bu resimleri inceleyerek yeni hatunların keşfine çıkmanın verdiği eğlence.Her buldukları resmi koyup siteyi çöplüğe çevirmemişler.Bu yönlerini çok takdir ettim.Sadece içlerinden gerçekten güzel olan resimleri ayıklıyorlar.Bunun yanında bir de anasayfada haftanın güzeli hafta boyunca teşhir ediliyor.

Ama ne olursa olsun sonuçta boş işler.Burdaki hatunlara bak bak nereye kadar.İnsan bi yerden sonra somut verilerle karşılaşmak istiyor.Yok efenim yoksa Lost'ta Kate Sawyer'a vermiş,o ona vermiş bu buna vermiş beni ne ilgilendirir.
Devamını oku >>

Bir Gittigidiyor Yarılganı* : Hasan Candan

Eskiden de Ebay falan vardı ama Amerika'da özellikle etkiliydi.E-ticaret olarak çok güzel bir sistemdi ama gerek Amerika'da olması,gerekse kargonun aşırı tutması insanlarımızın e-ticarete güven sağlamalarını engelliyordu.Sonra Gittigidiyor diye bi site açıldı.İşte o site Türkiye'nin alışveriş anlayışını tamamiyle değiştirdi.Oyunlar,müzikler,Dvdler,koleksiyon paraları,saatleri ve aklımıza getiremeyeceğimiz bir yığın şey bu sitede satılmaya başladı.İşin güzel yanı hem internetten kımıldamadan istediğimizi alıyorduk,hem de daha ucuza geliyordu.Tabi koleksiyon ürünlerini ayrı bi kenara koymak lazım.Eğer bi köstekli saat açık arttırmasına girdiyseniz yandınız.Mübarek saat 1ytlden başlıyor,2000ytlden bitiyor.
Gittigidiyor aslında birçok insana yeni iş imkanları,düşüncelerini sergileme,satma imkanı sundu.Uyanık olanlar parseli kaptı,şimdi Gittigidiyor'dan düzenli olarak kazandıkları mangırlar var.Ama ne olursa olsun böyle bir siteden satış yapıp para kazanmak kolay değil.Kesinlikle müşteri memnuniyetini ön planda tutmanız lazım.Zira müşteriler ürünleri eline geçtikten sonra size puan veriyor ve hakkınızda yorum yazıyor.Eğer özensiz ve düzensiz bi satıcıysanız bi kaç satıştan sonra kimse sizden birşey almayacaktır.
500-2000 satış yapabilene "Vay anasını" derdim.Geçenlerde öyle bi satıcı gördüm ki,hayretten beynim tavana vurdu.hasan_candan diye bi satıcı vardı ve adamın 50000 küsür satışı vardı.Adam bi zamanlar aşırı derecede trend olan 1 ytl dükkanlarını,japon pazarlarını almış,Gittigidiyor'a adapte etmiş.Mağazasına bi girdim,neler satıyor diye bakayım dedim.bak bak bitmiyor.Bu adam nasıl uğraşıyor da nasıl koyuyor bu kadar ürünü hayret.Hadi koyması da kolay bi nebze.Günde ortalama 20-30 satış yapıyor.Bunların kargolarıyla sürekli nasıl uğraşıyor?İnsan olsaydı muhtemelen bi yerden sonra yarılırdı.Sanırım Hasan Candan'ın R2-D2 ile bi akrabalığı var.Gittigidiyor'da bi kullanıcıya en fazla 5 yıldız verilirken Hasan Candan'ın 6 yıldızı vardı.Gözlerimi ovuşturup tekrar saymıştım.Doğruydu.Hani robot bile olsa yarılır.Netekim Hasan Candan da hafiften hafiften yarılmaya başlamış.Yorumlardan gözüktüğü kadarıyla artık kimi zaman kargoları veremez,kimi zaman müşterileri memnun edemez olmuş.Müşteriler de bulmuş garibanı yükleniyorlar.Adam yarılmış,bilgisayar başından kalkamıyor.Biraz anlayışlı olmak lazım.Adamın çamaşır mandalından teleskoba kadar acayip geniş bi yelpazesi var.Bazılarınız "Amaaan napacam 2. kalite ürünleri" diyebilir.Ama mağazaya girdikten sonra öyle diyemiyorsunuz.Öyle ya da böyle bu adamın çıkardığı mükemmel işi takdir ediyorsunuz.Ve tabi ki sattığı ürünlerin arasında ilginizi çekecek şeyler çıkıyor ve satın alıyorsunuz.Zaten çoğu şey 3 lira 5 lira.Dandik bi ürün çıksa bile bütçenize dokunmaz.Kendisi de bu durumu "Gördüğünüz gibi mağazamızda 24 ayar altın satılmamaktadır" diyerek keskin bir hicivle mağazasında belirtiyor zaten.O yüzden bu mağazayı ve Hasan Candan'ın ruh halini incelemenizde fayda görüyorum.Burda Google'ın bile gıpta edeceği bir inovasyon yatıyor.

Yarılgan:Yarılmaya meyilli,oynatmaya az kalmış kimse
Yazı bittiğinde Alice Cooper'dan Teenage Frankenstein çalıyordu.


Devamını oku >>

Google Bize Reklam Yapsana

Blograzzi'ye bi Firefox'tan girerim,bi Internet Explorer'dan.Gariptir ki Blograzzi'nin reklamlar benim Firefox'ta açılmıyor.Ya Blograzzi'nin Firefox'çulara kıyağı,ya da bende AdBlock diye bişey var o engelliyor.
Geçen Internet Explorer'dan girdiğimde gözümü reklamlara kaydıramadan edemedim.İki tane reklam başlığı vardı.1.si "Hey Gavur Anlatsana",2.si "Kızlarla Görüntülü Chat" (