Kara haber,veyahut kötü eleştiri tez yayılır derler.Geçenlerde Oyungezer'in geç çıkmasıyla ilgili bi iki veryansın etmiştim (Aha şurda).Etmemle beraber Oyungezer editörü Mehmet Kentel'i ensemde buldum."Uğraşıyoruz,didiniyoruz,yine sizin gibi haytaların ağzına laf oluyoruz." tarzında bi yorum yazmıştı.Aslında haklı.Bu dergicilik işinin içine girmeden,nasıl yürüdüğünü bilmeden yorum yürütmek de ayrı bi hanzoluk (bkz. Hattori Hanzo).Yeni çıkmış,koskoca bağımsız bi dergi.Elimize bu kadar mükemmel içerikle geçtiği için o kadarcık gecikmeyi teferruat olarak sayabiliriz diye düşünüyorum.Eh be Mehmet Abi,o başlıktan önce dergiyi övmüştüm de,sen sadece eleştiriyi yakaladın,mahçup ettin beni.
Kendisi son olarak da yoruma eklediği notta "Nisan sayısını kaçırmak istemeyebilirsin." diyordu.Ben de Nisan'da daha güzel bi içerik vardır diye düşündüm.2 saat sonra kafama dank etti.Dergiye bi resim göndermiştim.Okuyan bilir,hani şu Gezenti köşesi var ya.Farklı farklı şekillerde Oyungezer'i kaç türlü okuyabiliriz?n'in n'li kombinasyonunu aldıktan sonra... sonsuz hareket çıkıyor haliyle.Ama 4 sayıdır,doğru dürüst bişey göremedim.Gitar notası yerine Oyungezer okuma,Oyungezer'i havaya fırlatıp okuma...Biraz kolay gibi geldi bunlar.Ben de aldım elime döşeme aletini,koltuk döşerken Oyungezer okudum.İsmi itibariyle de çok sıradışı bi meslektir döşemecilik.Toplum içinde yeni çıktığınız bi insana döşemeciyim deseniz,hatun size "Hangi anlamda?" diye sormaya korkar.Bu çalışmayı 2 açıdan da yorumlanabilecek bir şekilde düşündürmek istedim.Yani anlayın ki,diğer anlamda bile Oyungezer okunabilir.Denemekte fayda var.

Yazı bittiğinde "Children 18:3 - LCM" çalıyordu.

Delicesine Yükleniyor...







































11 vıdıvıdı yapılmış.Ekleyeceğin bişeyler varsa tıkla:
09 Nisan 2008 Çarşamba 13:37
Tebrik ederim,döşemeci seni:)
Geçen ay gönderilen fotoğraf hiç yaratıcı değildi,böyle bir fotoğrafı koyuyorlarsa benim fotoğrafımı hayli
hayli koyarlar dedim ama fotoğrafı göndermedim:)
Gelecek ay gönderirim belki
09 Nisan 2008 Çarşamba 14:43
Diğer türlü döşeme yaparken gönderseler de koyarlar mı acaba? :) Verilen hediye nedir, ne işe yarar?
09 Nisan 2008 Çarşamba 15:20
Süpersin sen yaa. Hani bir de karton muhabbetin vardı o geldi aklıma... :)
Seni hiç kaybetmesin bunlar, onur kişisi falan seçsinler hatta. :)
09 Nisan 2008 Çarşamba 16:24
Son ütücü müsün doctor sen? (Çok samimi soru)
09 Nisan 2008 Çarşamba 18:35
@recephilmi Malzeme dergiyi arka plana atmasın diye koymazlar :D
@kabakmeltemi Favorim her zaman ilan-ı aşktır. :D
@taylanov Gerçek anlamda son ütücü diyorsan değilim.Şimdilik sadece öğrenciyim :D
09 Nisan 2008 Çarşamba 23:35
tebrikler deli profesör :)
okumaya engel yok her ortamda okunabilir.
boksör raund aralarında
trafik polisi trafiği yönlendirirken
spiker haberleri sunarken bant görüntülerine geçtiğinde
traş olurken
local anestezi ile hastalar ameliyat olurken vs vs :)
10 Nisan 2008 Perşembe 00:01
Dergiyi bilmiyorum.Ama blogumda tanıtmak isterim.Kimler,nasıl kuruldu diyerekten.
Bu "Döşemeciyim" mesleği kadar "Röntgenciyim" mesleğide ilginç aslında.Türkçe'nin ilginçlikleri.Hani biliyorsunuzdur belki bu geyiği:
Adam gazete bayisine girer(girer derkende ilginç oluyor)
-Hayırlı işler!
-Sağolll.Buyrun!
-Sabah,akşam bir posta verir misin?
-Anannıı!
Teşekkür ediyorum.Başka sorum yok tanık sizin :)
10 Nisan 2008 Perşembe 01:01
Profesör okumayı bıraksa oyun derglerinin trajı düşer gibi geliyor bana.
@zehirli, ona benzer bir şeyi ben de mizah dergisi alırken yaşamıştım.
-Penguen var mı?
-Yok
-Kemik?
-Yok
-Fermuar?
-Yok
-Atom?
-La sigigit!!!
10 Nisan 2008 Perşembe 01:08
:) yaa cevval!Neden senin yazdıklarını okuyunca sandalyeden düşüyorum?
10 Nisan 2008 Perşembe 12:44
@3k bu fikirleri değerlendireceğim :D
@zehirliorumcek Türkçeyi işte bu yüzden çok seviyorum :D
@cevvalportakal Ben Hayvan'ı alırken çok utanıyordum ya.
-Abi Hayvan var mı?
-Hönk?
10 Nisan 2008 Perşembe 23:05
neyse gazete bayi filan değilim bu zehirli,cevval ile deli prof gelecek bana böle diyecek durduk yerde elimizi kana bulayacağız :)
kalabalık bir gazete bayi önü
yer kadıköy vapur iskelesi
9:15 vapuru kalktı kalkacak
1. müşteri
-Hayırlı işler!
-Sağolll.Buyrun!
-Sabah,akşam bir posta verir misin?
-?
2. müşteri (aynı anlar)
Penguen var mı?
-Yok
-Kemik?
-Yok
-Fermuar?
-Yok
-Atom?
-?
3. müşteri (hemen hemen aynı saniyeler)
-Abi Hayvan var mı?
-?
bayi la havle ... dedikten ve tezgahın altına eğildikten 30 sn sonra
lannn sizi bana seçmece mi verdiler .....
akşam ana haberleri
İstanbulun göbeğinde bugün bir vahşet yaşandı elinde satırla 3 kişiyi doğrayan 3k soğukkanlılıkla pişman değilim dedi