Spiga

Bir İğrençlik Abidesi : Pink Flamingos (1972)

İşte size şahsımdan büyük bi hizmet!Üzerimde yaratacağı psikolojik etkileri bile bile,sırf siz küçücük sabi sübyancıklara denek olayım da bir nesil daha zarar görmesin diye film tarihinin en iğrenç,en vurdumduymaz filmini izledim.Bundan daha iyi bir yılbaşı hediyesi olamazdı.
Sinemamızda pek çok yönetmen-oyuncu ikilisi olmuştur.Bunlardan en önemlileri herkesin bildiği gibi Martin Scorsese-Robert DeNiro veyahut Tim Burton-Johnny Depp'tir.Ama böyle bir ikili daha önce görmediniz.Akıllarından sadece iğrençlik geçen bu ikili, filmlerinde her türlü düşünceyi fütursuzca uygulamışlardır.Onların adları John Waters ve Divine.
John Waters iğrençliğe düşkün bi yönetmendir ve bu yüzdendir ki oyuncusuna kadar herşey yüzüne bakılamayacak kadar iğrençtir.Bu yüzden de her filminin başrolüne genelde 200 kiloluk dev yarma Divine'ı yerleştirir.Kendisi keşke dev yarma olmakla yetinse.Aynı zamanda bir travesti ve bu durum iğrençliğin dozunu bir kat daha arttırıyor.
Film adını Divine'ın karavanının önündeki flamingo heykellerinden alıyor.Anlattığı hikaye ise tiplerden beklendiği gibi iğrençlik.Kadınları kaçırıp onlara tecavüz edip hamile edip bebeklerini satan bir çiftin,Divine'dan iğrenç olduğunu sanmalarıyla başlıyor herşey.Ama maalesef yanlış kişiye çatmışlardır.
Film çoğu sahnesinde seyirciyi zorluyor.Bunlara örnek vermek gerekirse,Divine'ın oğlunun kız arkadaşını kümese getirip sevişirken araya tavukları da kıstırıp öldürmesi,Divine'ın oğluna oral seks yapması,bi adamın Divine'ın doğum gününde g.t deliği şovu yapması,Divine'a meydan okuyan adamın kaçırıp hamile bırakmak istediği kadına spermlerini şırıngayla aktarması,aynı adamın sokakta gördüğü kızlara sosis bağladığı ç.künü göstermesi ve daha bunun gibi bir yığın iğrençlik.Film zamanında sinemalarda yayınlanırken midesi bulanıp çıkmak zorunda kalanlar oluyormuş.
Zarar verilen tavuklarla ilgili John Waters şöyle söylüyor filmin sonunda : "Hayvanları koruma dermeği,bana her zaman der ki : "Bir film için nasıl tavuk öldürürsün?" Ben tavuk yiyorum.Ve tavuk benim tabağıma kalp krizinden dolayı ölerek gelmiyor."
Aslında bu sözler insanı biraz düşündürmüyor değil ama biraz da alaycı geldi bana.
Pink Flamingos çok uç noktalarda geçen bir film.Bu filme "eh ya biraz sevdim" diyemezsiniz.İzlediğinizde bu filmi ya çok sevecek ve John Waters'ın bütün filmlerini izlemek isteyecek,ya da bu filmden komple nefret edeceksiniz.Eğer yemek yerken biri size "b.k" dediğinde bile iğreniyorsanız,sakın bu filmi izleme teşebbüsünde bulunmayın.Huzurlarınızdan ayrılırken sizi Divine'ın o meşhur sahnesiyle başbaşa bırakıyorum.

Uyarı : Aşağıda izleyeceğiniz sahnedeki herşey tamamiyle gerçektir!Filmi izleyip izlemeyeceğinize bu sahneden sonra karar verin.Unutmadan,bu sahne filmdeki en masum sahnedir.



Devamını oku >>

Repo Man (1984)

Hiç düşündünüz mü bi gün arabanızla yolda giderken bakkaldan ciklet almak için inip,cikleti alıp döndüğünüzde arabanın bıraktığınız yerde olmadığını görseniz ne yapardınız?Evvet doğru,hiç bi halt yapamazdınız.Bakkala geri dönüp bi şişe soğuk şaşal su alın tepeye dikin.
Bize ne mutlu ki Repo Man mağdur olanların değil,mağdur edenlerin hikayesi.80'lerin zibidi,fırça kafalı tiplerinin bulunduğu,her yerde suçun,pisliğin kaynadığı bi dönemde geçiyor film.Ana karakterimiz Otto'da bu denyolardan biri.Ama onlara göre biraz daha ezik ve dışlanmış vaziyette.Bu da tabi onu yeni arayışların içine itiyor.Bir gün hamile bir kadına yardım ettiğini sanarak araba çalıyor ve o günden sonra o da bir "Repo Man" oluveriyor.
Hırsızlık diyip geçmemek lazım,bu işin de raconları var.Film boyunca bir "Repo Man" hayatı nasıldır öğreneceksiniz.
Sanırım film Kiss Me Deadly'den etkilenmiş olacak ki hikayenin ana merkezine bagajından öldürücü ışık çıkaran bir araba ekliyor.Aynı olayı Quentin Tarantino da Pulp Fiction'da kullanmıştı.Seyirciler parlak ışık saçan şeylere aşırı ilgi duyuyor galiba :)
Filmin müziklerine gelince merkezde tabi ki Punk müzik var,ve de Punk denince akla ilk gelen isim Iggy Pop.Bunun haricinde "When the shit hits the fan" şarkısı hiç fena gitmiyor.
Bu filmi izledikten sonra eğer arabanızın ödenmemiş taksitleri varsa emin olun hepsini birden ödemek isteyeceksiniz.Faizler de 1.09lara indikten sonra neden ödenmesin ama değil mi :D





Devamını oku >>

Youconvertit.com - Döküman,İmaj,Ses ve Video Dönüştürme Servisi!

Genelde elimde her zaman,her şeyi dönüştüren bi program bulunur ama Laptop'unuz bile olsa bazen yanınıza almayı unutabilirsiniz.Şans ya bu o sırada da illa ki bi formatı çevirmeniz gerekir uyumluluk amacıyla.İşte böyle bi durumda en yakınınızdaki internet cafeye bodozlama dalıp www.youconvertit.com sitesine giriyoruz.Gördüğünüz çevirilebilecek format sayısı sizi çılgına çevirebilir.Yanınızdaki masada oturan güzel hatuna Bakırköy'ü aramasını söyleyin.Çünkü program sayamadığım kadar dosya çeviriyor.Tahminimce 150 üzeri gibi.Programa dosyayı yüklüyorsunuz,atılacağı e-mail adresinizi söylüyorsunuz.Program çevirip atıyor.Herşey o kadar basit ki.Bu sitenin adını bi yere kaydedin yoksa bu sefer kafanızı duvara vura vura Bakırköy yolcusu olma ihtimaliniz muhtemel.
Devamını oku >>

Phish - Farmhouse

Logosundan da görebileceğiniz gibi biraz eski ruhlu,hippivari bi grup phish.Logodaki balık bazılarınıza göre baloncuk çıkarıyor gözükebilir ama bana göre bi ot tüttürme sembolü bu.Zaten dedim ya hippi tarzı bu.Konserlerine gidenler ortalığı bol bi duman bulutunun kapladığını söylerler :) Bu adamların en ilginç yanlarından biri de bazı konserlerinin 2 gün bile sürebiliyor olması.Kafalarına estiği zaman bırakıp takılıyorla,sonra da geri gelip çalmaya devam ediyorlar.

Phish 1983'te kuruldu.O günden bu yana da 13 tane stüdyo albümü çıkardı.Hepsini tek tek inceleyemeyeceğimden şu an dinlediğim,benim için en güncel olanı,Farmhouse albümünden biraz bahsetmek istiyorum.
Albüme ilk girdiğimiz andan,son çıkış anımıza kadar genel olarak ağır bi hava hakim.İlk şarkımız Farmhouse.Bu şarkı bana nedense biraz No Woman No Cry'ı hatırlattı.Yanıldığımı sanmıyorum.Ağır tempoyla yolumuza devam ederken Back on the Train ve Gotta Jibboo çıkıyor ki bunlar bizi biraz melankoliden ayırıyor.Ama sonra Dirt diye bi şarkı var ki bu albümün kesinlikle bombası.O şarkıdan sonra albüme devam edemiyorum zaten.O şarkıda takılıp kalıyorum.
Aççası ve seçcesi : Bu albüm alınası ve dinlenesi bi albüm.Rock severi de alır götürür,metal severi de.Eğer müzik demek death metal,doom metal gibi boş gürültü demek değil diyorsanız bu albümü ve de bununla birlikte bu grubun bütün albümlerini sıkılmadan dinleyebilirsiniz.Allah'tan bu grubu Türkiye'de pek tanımıyolar yoksa bu grupla da ilgili bi yığın eroin,ot efsaneleri ortaya atılır dururdu.Zaten bu insanları hiç anlamam niye başarılı insanlarla ilgili böyle saçma sapan söylentiler çıkarırlar ki?(Biliyorum ama balık ot tüttürüyo gibi duruyo napayım)
MUHTEVİYAT : 1. Farmhouse 2.Twist 3.Bug 4.Back on the Train 5.Heavy Things 6.Gotta Jibboo 7.Dirt 8.Piper 9.Sleep 10.Inlaw Josie Wales 11.Sand 12.First Tube
Aha buradan indirebilirsiniz : http://rapidshare.com/files/12999003/se.rar
Bu da rar şifresi : hiskilla.blogspot.com



Devamını oku >>

Knytt Serisi

Ortalıkta bi Knytt manyaklığı peyda olmuş haberim yok.Sözde sürekli bir Oyungezer dergisi takipçisiyim.Ama Oyungezer olsun,Chip olsun gözüme soka soka oynattılar bu oyunu."Kardeşim Crysis çıktı ne bu pöyle piksel piksel" diyebilirsiniz,ama oyunu bi kere açınca öyle olmuyo.Uzaylının kaçırıp götürürken dünyaya birlikte düştüğü ördek tipli Knytt'in,uzay aracı parçaları toplama macerasına birden kapılıyoruz.Hadi pikselleri geçtim,sırf müzikleri dinlemek için oynasanız yeter.Böyle basit bi oyun için müzikler gerçekten çok hoş.İnsanın içini bi huzur kaplıyor.
Bir de bundan türeyen Knytt Stories var ki o bundan daha çok hoşuma gitti.Orada kahramanız topladığı parçalarla daha yükseğe zıplama,şemsiye kullanma (Gülmeyin,şemsiye olmadan oyunu bitirebileceğinizi sanmayın.),görünmez olma gibi yetenekler kazanıyor.İki oyun da size müzikleriyle ve hikayesiyle minimum 3,5 saat eğlence vaadediyor.
Son olarak bir de Within a Deep Forest oyunları var ama onu daha denemedim.Şimdi Laptop'a indirip akşam da onun tadına bakarım herhalde.


Knytt (Download) : http://knytt.greywool.com/Knytt.zip

Knytt Stories (Download) : http://www.ni2.se/files/games/Install_KnyttStories_110r2.exe

Within a Deep Forest (Download) : http://www.ni2.se/files/games/withinadeepforest_114.zip
Devamını oku >>

Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)

-Hücum planı R mi dedin?
-Evet burada böyle kodlanıyor.
-Asker,sana daha kaç kere böyle konularda dalga geçmeyeceğini söyleyeceğim?
-Ama efendim burada böyle yazıyor.

Bu filmi ne zaman hatırlasam aklıma ilk bu konuşmalar gelir.Filmi izlemeye başladığımızda bizde yaklaşık yarım saat süren bi "Ne olacak abi acaba yaa!" tedirginliği veren,içinde hafif miktarda da komedi barındıran bi konuşmaydı bu.Tabi daha sonrası malumunuz :)
Büyük üstad Stanley Kubrick'in sinemaseverlere 1962 yılında armağan ettiği bu bol komedi bezeli savaş filmi,belki de ölene kadar görebileceğiniz en komik filmlerden biridir.Film her savaş filminin yaptığı gibi Amerikan Rus savaşını konu alıyor.Ama yönetmen işi diğer filmlerdeki gibi Amerikan ırkçılığına ya da cephedeki drama çevirmiyor.Sadece kafayı yemiş saldırgan ve Fluorid (!) düşmanı bir komutan yüzünden çıkan anlamsız bir savaşı konu alıyor.Ama ortada büyük bi sorun var.Ruslar gizli çalışmalar içinde kıyamet silahı adında bi silah üretmiştir ve bu silah saldırı gerçekleşmesi durumunda bütün dünyayı yok edecektir.Görüldüğü üzere Stanley Kubrick'in amacı belli;fanteziler üzerinden salt komedi yaratmak.Ve başarıyor da.Filmin başından sonuna kadar esprileriyle tipleriyle bu film sahnede devleşiyor.hele bir Peter Sellers var ki efsane ötesi bi insan kendisi.Filmde tam 3 rolde oynuyor ve adam o kadar iyi ki sadece kendi rollerinden rol çalabiliyor bu yüzden :) Tabi kime sorarsak soralım herkes en çok filmin sonuna doğru peyda olan Hitler'in eski elemanlarından Dr. Strangelove'ı sevmiştir.İddia ediyorum ki bu karakter hayatınızda görmeniz gereken ilk 5 karakter içine rahatlıkla girer.Söylemekle olmaz,oyunculuğu ve mimikleri görmelisiniz.Keşke Stanley Kubrick bu kadar erken ölmeseydi de çok daha güzel filmler çekebilseydi.Hepinizi Dr. Strangelove'ın o meşhur sözüyle selamlıyorum : "MEIN FÜHRER,I CAN WALK!"



Devamını oku >>

Wallpaper Arşivi 1

Sweet Emotion Wallpapers

29 JPG | 1920 x 1200 |

İndir


Radiant Wallpapers Collection

55 JPG | 1600 x 1200 |

İndir


Moodflow Wallpapers

19 JPG | 1600 x 1200 |

İndir


Last World

32 JPG | 1600 x 1200 |

İndir



HQ Wallpapers - Japan

41 JPG | 1600 x 1200 |

İndir


Tüm dosyaların rar şifresi : www.fulldepo.com

Kaynak : www.fulldepo.com


Devamını oku >>

Blade Runner : Final Cut

Efsane yönetmen Ridley Scott'ın 1982 yılında hayatımıza soktuğu ve o günden beri hayatımıza yeni yeni yönetmenin kurgusu versiyonlarıyla giren film Blade Runner yakın zamanda en hakiki,en baba,en yönetmenin içine sinen şekilde,Final Cut versiyonuyla piyasaya sürüldü. Bildiğiniz üzere gelecekte geçen filmde Replika (Android) avcısı,naif insan Harrison Ford'un ruh halini fazlasıyla sorguya yatırıyordu film.Kahramanımız bu son derece kasvetli dünyada Replikaları temizlemekle görevliydi.Ama bu karmaşanın içinde (ki her zaman bu olur) bir kadın onun ruhunu çaldı.Filmi izlememiş olanlar için pek ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum. Gelelim asıl konuya.Yönetmen Ridley Scott'ın ilk kurgu içine sinmemiş olacak ki vakti zamanında bir adet de Yönetmenin kurgusu çıkarmıştı.Ama bu kurgu da filmde kafamızda kalan en büyük soru işaretini ; yani Blade Runner babamızın Replika olup olmadığını yanıtlamıyordu.Artık insanlar çığrından çıkmıştı,herkes yeni teoriler atıyordu ortaya,olmadık hikayeler çıkıyordu.Bir gün Ridley babanın kafasının tasını attı ve Final Cut versiyonuyla müneccim b.ku yiyen seyircilere bu güzelce cilalanmış,efektler güzelleştirilmiş ve tabi en önemlisi sorularının yanıtını bulacağı bu güzide DVD setini armağan etti.Ayrıca daha fazla ekstralarıyla almak isterseniz DVD setinin içinde ayrıca bi yığın ıvır zıvırı da oluyor.Daha Türkiye'de piyasaya sürüldüğünü sanmıyorum ama zaten bu filmin manyağıysanız illa ki bulup izlemişsinizdir ya da izlemişsinizdir.Zaten torrent dediğimiz olay ne işe yarar ki.Yüklenin Azureus'a gerisi gelir :D
Daha fazla bilgi için :
www.brmovie.com

Devamını oku >>

Gogol Bordello - Voi-La Intruder

"Biri bu adamları durdursuuuun!" diye bi giriş yapacam ama çok basit kalacak.Bu adamlardaki başka bi enerji.Eugene Hütz ve ekibinin "Çingene Punk'ı" parolasıyla kurduğu grubu Gogol Bordello'nun ilk albümü bu.Albümü tutamıyoruz bile resmen bi enerji fışkırıyor.Zaten kapaktaki tipten duruma hazırlıklıyız.
Müzikleri dinlemeye başladığımızda anlıyoruz ki bu bir göçmenlik hikayesi.Ordan burdan kültürleri toplayıp,sentezleyip önümüze güzel bi ortaya karışık meyve tabağı atıyolar.Öyle bi tabak ki meyveleri birbirlerine aşılamışlar gibi.Punk desen punk değil,çingen müziği desen o hiç değil.Müzikleri dinlerken bi bakmışsınız ki saçma sapan hareketler eşliğinde (dans ettiğinizi sanarak) kafa sallıyorsunuz.
Bu albümde grubun daha sonra Gypsy Punks albümünde dinleyeceğimiz efsane Start wearing Purple şarkısının az biraz daha hafif versiyonunu dinliyoruz.Albümün ağır topları ise albümün adını taşıyan Voi-la Intruder,Greencard Husband,Passport,Start Wearing Purple ve Mussolini vs. Stalin.Ama bunları saydım diye diğerlerini kötü sanmayın.Bunlar en iyiden daha iyi olduğu için ilk bunları yazdım,yoksa albümde "ı-ıh bu şarkı kötü olmuş diyebileceğiniz bi şarkı yok".Ben şahsen en az 50 kere dinlemişimdir ama hala sıkılmadım.
Ayrıca grubun adını ünlü yazar Gogol'dan aldığını eklemeliyim.Bu grubu dinlerken ara sıra aklıma bizim de en özgün grubumuz olan Babazula gelir.Eğer Babazula dinliyor ve seviyorsanız bu gruba 5 kat daha fazla bayılacaksınız.Grubu çok geç tanıdım ama Allah'tan tanımışım,duymayabilirdim de.Son olarak : "Gypsy Punk Rocks!!!

 


Devamını oku >>

Futurama : Bender's Big Score

Şimdi siz "Ama bu film 1 ay önce falan çıktı" diyebilirsiniz.Ya da bazılarınız "Bunun filmi ne zaman çıktı" diyebilir ve emin olun ki en ümitsiz vaka olanlarınız "Böyle bi çizgi film mi vardı ya?" diyenlerdir.
1. seçeneğe giren sevgili insanlar kusuruma bakmayın ama düşünceleriniz beni ilgilendirmiyor.Ben filmleri günü gününe incelemek zorunda olan bi film eleştirmeni değilim herşeyden önce.Neyse 2. ve 3. insan tipleri için anlatıma devam ediyorum.
Futurama, 1999 yılında Simpsons'ın yaratıcısı Matt Groening'in çizgi dizide olgunluğunu fazlasıyla yaşatan,Fox'ta yayınlanan 5 yıllık bir çizgi dizi serisiydi.Daha sonra belli sebeplerden dolayı yayından kalktı ama çoğu kişi buna bi anlam verememiştir.Zira çizfi filmin çoğu bölümleri Simpsons'ın bile üstüne çıkıyor,Simpsons'tan rol çalıyordu adeta.
Bender's Big Score,Futurama ekibinin seyircilere bir geri dönüş selamı.Adından da anlaşıldığı gibi Bender hayatının vurgununu yapıyor :D Sanırım bu filmde dünyada çalmadığı değerli eşya kalmadı.Filmin başlangıcından bitişine kadar eğlenceniz hiç azalmıyor.Kurgu,zaman-mekan kavramı çok iyi birleştirilmiş.Çizgi dizinin eski birkaç bölümünde olduğu gibi bu filmde de 2000 yılında Fry'ın pizza dilivırısına tekrar dönüş yapıyoruz.Bu karmaşanın içinde sizleri bol miktarda kahkaha ve arada sırada da ufak tefek hüzünler bekliyor.Film bittiğinde yeni bölümler izleyemeyeceğim diye üzülmeye başlamıştım ki sonra bu serinin 3 filminin daha yapılacağını öğrendim.Türkiye'de sinemalara girmesini beklemeyin,ne yapın ne edin bi yerlerden bulun izleyin,Türkiye'de gösterime gireceğini zaten sanmam.Böyle güzel bi çizgi diziyi bile harcama kapasitesine sahip bi ülke burası.Simpsons'ı bile dublajlı sokacak kadar ahmak bi zihniyet.
Simpsons Movie diyince aklıma iki Matt Groening sinema performansını kıyaslama fikri geldi.Simpsons Movie'de film televizyonda gösterilen dizinin üstüne çıkamamıştı ama Futurama'da Matt Groening gerçekten çok güzel bir iş çıkarmış,inanamadım ama mükemmelin bile mükemmeli varmış.Daha da fazla bişey demeye gerek yok sanırım.Bu filmi izleyin.



Devamını oku >>

Hakkımda

Adım Ali Suna.5 Temmuz 1989 doğumlu bi insan olmama karşın şu dünyada yaşadığını düşünen milyonlarca sefil insanın çoğundan daha çok bilgili olduğumu düşünüyorum.İsterseniz kendini beğenmiş diyebilirsiniz ama ben bunu kabul etmem.Kendini beğenmiş bir insan olsaydım yakışıklı olduğumu,bi boka bezediğimi düşünürdüm.Ama o konuda hiç bi şekilde bi iddiam yok.Gayet ortalama bi tipe sahibim.Lakin yaptığım manyaklıklar ve sıradışı yaşam düşüncem ortalama tipler arasında beni biraz daha yukarı çıkarabilir tabi.Resimde beni gitar çalarken görüyosunuz.Ama gitardan pek çaktığımı da söyleyemem.Boş zamanlarımda üzerinde çalışırım ama James Hetfield bile bu şekilde gitardan anlıyorum diyip poz vermemiştir herhalde.Benim ne haddime diye düşünmeden de edemedim şimdi.Babazula'nın dediği gibi bu dünyada iki türlü insan vardır : Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler.Bu sözlere biraz kafa yoranlar ne söylenmeye çalışıldığını anlayacaktır.
Bunun haricinde aşırı bi sinema aşkım vardır.Hala büyümekte olan 2200 filmlik (ve hala artmakta olan - Gmail hesabı) bir arşivim var ve mümkün olduğunca kaliteli film izlemeye çalışırım.Kötü filme asla tahammülüm yoktur.Zaten o kadar güzel ve bilinmedik filmler var ki salakça filme denek gelemiyorum Allahtan.
Ne bulursam dinlerim,ne bulursam izlerim diyen amelelere de uyuz olurum.
Daha da bi yığın halt yerim.

Devamını oku >>

Hieeeeaaoideaaaaooo!



Sevgili blog kemirgeni insan güruhları hepinizi saygıyla selamlıyorum.Öncelikle çok heyecanlı olduğumu belirtmek isterim.Ne zamandır kafamda insanlarla yediğimi içtiğimi s.çtığımı paylaşma düşüncesi vardı.Kısmet bugüneymiş.Bu site fazlasıyla kişisel bi site olacak.Yani fazla sağdan soldan alıntılar yapıp koymayı seven biri değilim.Ha alırım almasına önemliyse,ama altına da yazarım kimden aldığımı.
İnsan bir siteyi başlatırken hep aynı klişeye başvurur.Ben de başka bi alternatif bulamadım.Düşünüyorum da zamanında zigini daşhağını annesine abisine kremleten ben şimdi kartlaşmışım,boru gibi bi sesim olmuş.Hep maziye bakıyoum,keşke yine ufacık küçücük bi çocuk olsam diyorum.
Neyse şimdilik bu bi test yazısı hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Devamını oku >>

Mesaj İçin Teşekkürler


Devamını oku >>

Deli Profesör İletişim Formu


Devamını oku >>

Deli Profesör Pazarlama : Ense Tıraşı Kılları Seti

Bugün internette satış hayatında farklı bi boyuta geçiyorum.İlk sattığım ürün biraz daha spesifik bişey olsun dedim.O yüzden ense tıraşımla başlıyorum.
Ömrümün şu demlerine kadar ne insanlar gördüm enselerinde kıllar yoktu,ne kıllar gördüm ense kısmında insanlar yoktu.Bu yüzden sosyal,paylaşımcı toplumuma bir katkıda bulunmak istedim.Görmüş olduğunuz ense %100 saftır,ekleme yoktur,k.ç ya da ç.k kısmından kalitesiz kıl eklemesi yapılmamıştır,yılan yağıyla çıkarılmamıştır.En son tüm kelle tarafımı usturaya vurdurduğumdan beri hiç kesilmemiştir.İşlenmeye uygundur.
Hep ensesi parlak,kılsız,tüysüz,yumurta gibi insanlar görür,hallerine acırdım.Artık o insanların bir "Yürrüüüü de ense tıraşını görelim!" lafını yemesine tahammül edecek durumda değilim.Resimde görmüş olduğumuz ense kıllarını ensenize monte ettirdikten sonra "Bu laflar boy boy s.ksin seni ipne kovboy" diyerek karşınıza lafı siz oturtabilirsiniz.Hemi de zahmetsizce.
Öyleyse ne duruyorsunuz!Aşağıdaki Paypal tuşunu kullanarak PayPal hesabınızla bu ense kılına kargo dahil anında sahip olabilirsiniz!Ücreti mi?Gönlünüzden ne koparsa!Ayrıca bu güzide ense kılını çabuk davranıp alırsanız yanında 1 adet de ayak üstü kılına sahip olabilirsiniz!Paypal ile satın aldıktan sonra adresinizi bize belirtmeniz yeterlidir.Bunların hepsi size Deli Profesör Pazarlama tarafından sunulmaktadır.

HEMEN SATIN ALIN! ŞİMDİ!





Devamını oku >>